Çocuklarda şiddet eğiliminin erken belirtileri konusunda aileleri uyaran uzmanlar, 8 temel sinyalin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, bu belirtilerin fark edilmesi durumunda zaman kaybetmeden profesyonel destek alınmasının kritik önem taşıdığını belirtiyor.
Şiddet Eğiliminin Erken Sinyalleri Nelerdir?
Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, şiddete yönelik davranışların çoğunlukla çevresel faktörlerle şekillendiğine dikkat çekiyor. Genetik yatkınlığın varlığı halinde bile, doğru değerlerin kazandırılmasıyla çocukların bu eğilimleri kontrol etmeyi öğrenebileceğini ifade ediyor. Uzman, risk altındaki çocuklarda gözlemlenebilecek sekiz temel belirtiyi şöyle sıralıyor:
- Sınırları kabul etmeme ve kurallara karşı direnç
- Akranlarına yönelik saldırgan davranışlar ve zorbalık eğilimi
- Hayvanlara karşı duyarsızlık ve acımasız davranışlar
- Yenilgiyi kabullenememe ve aşırı rekabetçilik
- Sık yaşanan öfke patlamaları ve kontrol kaybı
- Tehditkâr konuşma tarzı ve iletişim
- İntikam içerikli ifadelerin sık kullanımı
- Şiddet içerikli dijital oyunlara aşırı bağımlılık
Bu belirtilerden birkaçının bir arada görülmesi durumunda, sorunun görmezden gelinmemesi ve bir uzmana başvurulması gerektiği vurgulanıyor. Kilit, ebeveynliğin öğrenilen bir süreç olduğunu ve herkesin bu süreçte dengeyi bulmaya çalıştığını belirtiyor.
Ekran Bağımlılığı ve Bağlanma Sorunları
Dijital dünyanın hayatımıza yoğun girişinin çocuk gelişiminin tüm aşamalarını etkilediğini belirten Kilit, özellikle ilk bir yılın kritik önem taşıdığını ifade ediyor. Bu dönemin ‘bağlanma dönemi’ olarak adlandırıldığını ve bebeğin önce anneyle, sonra babayla güvenli bir bağ kurarak dünyayı güvenli bir yer olarak algılamayı öğrendiğini açıklıyor.
Ebeveynlerin bu süreçte sürekli ekranla meşgul olması, bebekle kurulan göz teması, temas ve duygusal iletişimi zayıflatabilir. Bu durum güvenli bağlanmanın sağlıklı gelişmesini engelleyerek ilerleyen yıllarda psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir.
İki ila üç yaş arası dönemde ise çocuğun özerklik kazanmaya başladığını belirten uzman, tuvalet eğitiminin de bu döneme denk geldiğini hatırlatıyor. Çocuğun bu süreçte kendi bedensel farkındalığını geliştirdiğini ve temel ihtiyaçlarını tanımayı öğrendiğini ifade ediyor.
Gelişim Dönemlerine Göre Risk Faktörleri
Ekran karşısında geçirilen uzun sürelerin, çocuğun bu farkındalıkları kazanmasını zorlaştırdığına dikkat çeken Kilit, ebeveynin de sürekli telefonla meşgul olmasının çocuğun rehberlik alma sürecini sekteye uğrattığını vurguluyor. Üç ila altı yaş arasının ‘oyun çağı’ olarak tanımlandığını ve bu dönemde çocukların hayal gücünü geliştiren oyunlar oynamasının son derece önemli olduğunu belirtiyor.
Evcilik gibi sembolik oyunların çocuğun duygusal ve sosyal gelişimine katkı sağladığını ifade eden uzman, buna karşın şiddet içerikli dijital oyunlara maruz kalmanın hayal gücünün gelişimini sınırlandırabileceğini kaydediyor. Bu yaşlardan itibaren çocukların disiplinle tanışması, kreş ortamında yaşıtlarıyla etkileşim kurması ve paylaşmayı öğrenmesi gerektiğini belirtiyor.
Sürekli şiddet içerikleriyle büyüyen bir çocuğun empati ve vicdan gelişimini sağlıklı şekilde tamamlamasının oldukça güçleştiğine dikkat çeken Kilit, yedi ila on bir yaş arası dönemde ise çocukların başarıya yöneldiklerini ifade ediyor. Akademik, sportif ya da sanatsal alanlarda takdir edilmenin özgüvenlerinin temelini oluşturduğunu vurguluyor.
Sağlıklı Ebeveyn Tutumunun Önemi
Günümüzde çalışmadan kazanma fikrinin öne çıkarılmasının, çocukların emek ve üretim kavramlarından uzaklaşmasına neden olabildiğini belirten uzman, bireyin kendini değerli hissetmesinin ürettiğini görmesi ve bir işe katkı sağladığını fark etmesiyle mümkün olduğunu ifade ediyor. Bu dönemde sorumluluk bilinci kazandırmanın da önemli olduğunu vurguluyor.
Gerçek sorumluluklar yerine sanal dünyaya yönelen çocukların, hayatın gerçek dinamiklerinden kopabileceğine dikkat çeken Kilit, ergenlik sürecinde ise bireyin kişiliğinin daha belirgin hale geldiğini kaydediyor. Bu dönemde iki temel unsurun öne çıktığını belirtiyor: Aile ve çevre tarafından şekillenen üst benlik ile toplumun bireyden beklentileri.
Çocukluk döneminde sağlıklı bir değer sistemi oluşturulmamışsa ve toplum da kolay yoldan başarı, dış görünüş odaklılık gibi mesajlar veriyorsa, genç bireyin ciddi bir kimlik karmaşası yaşayabileceğini ifade ediyor. Uzman, tüm bu süreçlerde sağlıklı disiplinin kararlı, tutarlı ve sevgi temelli bir yaklaşım gerektirdiğinin altını çiziyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı