Dünya genelinde yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımı, insanlığı tehdit eden ciddi bir sağlık krizine dönüşüyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, bu küresel tehdide dikkat çekerek, dirençli enfeksiyonların tedavisinin giderek zorlaştığını, hatta imkansız hale gelebildiğini vurguluyor. Antibiyotiklerin milyonlarca hayat kurtarmış olmasına rağmen, bilinçsiz kullanımın aynı zamanda direnç gelişimini hızlandırdığı uyarısında bulunuyor.
Küresel Bir Sağlık Tehdidi: Antibiyotik Direnci Nedir?
İlaçlara karşı direnç, belirli bir dozda oluşan etkinin zamanla azalması veya aynı etkiyi sağlamak için daha yüksek dozların gerekmesi olarak tanımlanıyor. Dr. Mamçu, bu durumun antibiyotikler için geçerli olduğunda, ilaca dirençli patojenlerden söz edildiğini belirtiyor. Bu mikroorganizmalar, toplum içinde, sağlık kuruluşlarında ve çevrede hızla yayılarak insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak etkiliyor. Bu nedenle antibiyotik direnci, ‘tek sağlık’ yaklaşımını gerektiren karmaşık bir sorun haline geliyor.
Dünya Çapında Yayılan Bir Sorun
Günümüzde artan uluslararası seyahatler, antibiyotik direncinin sınır tanımadan yayılmasına yol açıyor. Dr. Mamçu, dünyanın herhangi bir bölgesinde ortaya çıkan bir direnç sorununun, çok kısa sürede küresel bir boyuta ulaşabileceğine işaret ediyor. Bu durum, ulusal düzenlemelerin ve çalışmaların önemini artırırken, başarı için tüm ülkelerin aynı seviyede çaba göstermesi gerektiğini ortaya koyuyor. ‘Dünyanın herhangi bir bölgesindeki sorun, tüm dünyanın sorunudur’ ifadesiyle, işbirliğinin kritik rolünü vurguluyor.
Son dönemlerde tedavi alanına giren yeni antibiyotik sayısının oldukça az olduğunu belirten Dr. Mamçu, bu durumun direnç sorununu çözme beklentisini karşılamadığını aktarıyor. Geçmişte yeni antibiyotiklerin devreye girdiği döngünün artık kapandığını, mevcut ilaçların çok daha dikkatli kullanılması ve iyi yönetilmesi gerektiğini ifade ediyor. Bu, sağlık sistemleri için yeni bir yönetim stratejisi gerektiren bir döneme işaret ediyor.
İdeal Antibiyotik Kullanımı Nasıl Olmalı?
Doğru antibiyotik kullanımı için, öncelikle mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bir bakteriyel enfeksiyonun varlığının sorgulanması gerekiyor. Dr. Mamçu, ideal kullanımın doğru tanı sonrası, doğru antibiyotiğin en uygun yoldan, etkin dozda, optimum aralıklarla ve uygun süreyle verilmesi olduğunu açıklıyor. Tanı konmadan veya enfeksiyon olmaksızın antibiyotik kullanımı, yanlış ilaç seçimi, yetersiz veya aşırı dozlar ile uygunsuz doz aralıkları, antibiyotiklerin uygun olmayan şekilde kullanılmasına yol açıyor.
Son 50-60 yılda antibiyotiklerin insan yaşamında devrim yarattığını ve ölümcül pek çok enfeksiyonun tedavisini mümkün kıldığını hatırlatan uzman, uygunsuz ve gereksiz kullanımlar sonucu gelişen direnç nedeniyle bu etkinin önemli ölçüde azaldığını vurguluyor. Mikroorganizmaların kullanılan antibiyotiklere er ya da geç direnç kazandığını, bu durumun günümüzde bütün insanlığı tehdit edecek düzeye ulaştığını belirtiyor.
Hastane ve Toplum Kökenli Enfeksiyonlarda Artan Risk
Çok ilaca dirençli kökenlerle gelişen hastane enfeksiyonları, hastanede kalış sürelerini ve ölüm oranlarını artırırken, sağlık sistemlerine ek maliyet yüklüyor. Dr. Mamçu, günümüzde sadece hastane kökenli değil, toplumdan kazanılan enfeksiyonlarda da direnç oranlarının önemli ölçüde arttığını, bu durumun sorunu daha da büyütüp ciddi boyutlara taşıdığını ifade ediyor. Bu gelişme, hem sağlık kurumlarında hem de toplum genelinde enfeksiyon kontrol önlemlerinin sıkılaştırılması gerekliliğini ortaya koyuyor.
Hastaların Dikkat Etmesi Gerekenler
Antimikrobiyal direncin önlenmesi veya azaltılmasında, tıp, veterinerlik ve tarım gibi tüm antibiyotik kullanım alanları için ortak ulusal politikaların yanı sıra enfeksiyon kontrol tedbirlerinin uygulanması gerektiğini dile getiren Dr. Mamçu, Türkiye’de antibiyotiklerin sadece doktor reçetesiyle satılabilmesinin bu anlamda önemli bir kazanım olduğunu belirtiyor. Hastalara yönelik uyarılarda bulunarak, doktor tarafından gerekli görülmedikçe antibiyotik reçete edilemeyeceğini, bu konuda ısrarcı olunmamasını öneriyor.
Antibiyotiklerin soğuk algınlığı, nezle ve grip gibi viral hastalıkları iyileştirmediğini, başkasına bulaşmasını engellemediğini vurgulayan uzman, ilaçların mutlaka önerilen miktarda, saatlerde ve sürede kullanılması gerektiğini hatırlatıyor. Kendini iyi hissetse bile tedavinin tamamlanmadan kesilmemesi, tedavi bittiğinde kalan antibiyotiklerin saklanmaması ve başkası için yazılmış antibiyotiğin asla kullanılmaması konusunda uyarıyor. Bu önlemler, bireysel sağlığın korunması kadar küresel direnç krizinin yavaşlatılması için de hayati önem taşıyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı