Manevi Pratikler Zihni Geçmiş ve Gelecek Sarmalından Kurtarıyor: Meditasyon, Dua ve Zikrin Beyne Etkisi

Manevi Pratikler Zihni Geçmiş ve Gelecek Sarmalından Kurtarıyor: Meditasyon, Dua ve Zikrin Beyne Etkisi

Meditasyon, dua ve zikir gibi manevi uygulamalar, zihni geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları arasında sıkışmaktan kurtarıp şimdiki ana odaklanmayı sağlıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 21 Mayıs Dünya Meditasyon Günü vesilesiyle bu pratiklerin psikolojik temellerini anlattı. Beyaz’a göre, dışarıdan farklı kültürel ritüeller gibi görünseler de, bu yöntemlerin tamamı beyni rahatlatan ve duygusal dengeyi sağlayan ortak bir mekanizmaya dayanıyor.

Zihinsel Sessizlik ve Sinir Sistemi Üzerindeki Etkiler

Beyaz, sürekli konuşan eleştirel iç sesin ve otomatik düşüncelerin insanı yorduğunu belirterek, “Dua veya zikir, o sesten çıkıp yükü daha büyük bir güce devretmemizi sağlıyor. Bu sayede derin yalnızlık hissini kırmak mümkün olabiliyor” dedi. Bu uygulamaların ruh sağlığı açısından ortak bir çerçevede değerlendirilebileceğini vurgulayan Beyaz, “İster inanç temelli ister kültürel olsun, bunları tevekkül şemsiyesi altında toplayabiliriz. Çünkü beynin neresine dokunduklarına baktığımızda, sinir sistemimizde yarattıkları regüle edici ve yatıştırıcı etki neredeyse aynı” ifadelerini kullandı.

Bu pratiklerin zihinsel rahatlama ve duygusal dengeyi nasıl sağladığını açıklayan Beyaz, sürecin otonom sinir sistemi ve vagus siniri ile ilgili olduğunu söyledi. “Bu pratikleri zihninize attığınız bir çıpa gibi düşünebiliriz. Nefesimize veya tekrar ettiğiniz kelimeye odaklandıkça kalp atışlarınız yavaşlar, stres hormonları dibe iner. Beynimizin sürekli tehlike çanları çalan bölgesi amigdala sakinlerken; mantıklı karar alan, duyguları yöneten prefrontal korteks direksiyona geçer. Beyin esner ve ardından nefes alır. Nöroplastisite dediğimiz şey tam da burada devreye giriyor” diye konuştu.

Stres ve Tepki Arasına Farkındalık Koymak

Stres altındayken zihnin durmadan felaket senaryoları yazdığını belirten Beyaz, “Her şey kontrolden çıkacakmış gibi gelir. İşte bu yöntemler, olay ile sizin vereceğiniz tepki arasına farkındalık boşluğu koyar. Yani otomatik bir tepki vermek yerine, bir an durup ‘şu an ne oluyor’ diyebilme gücü kazanırız. Hayatın getirdiği belirsizliğe karşı tahammül artar, her şeyi kontrol etme isteğinden yavaş yavaş vazgeçilebilir” dedi.

Günlük hayatta uygulanabilecek basit pratikler olduğunu aktaran Beyaz, “İlla dağ başına gidip saatlerce inzivaya çekilmek gerekmiyor. Trafikte sıkıştığınızda içinizden ritmik bir şekilde dua okumak veya sizi yatıştıran bir kelimeyi tekrarlamak bile işe yarayabilir. Gece yatarken bedendeki kasılmaları fark edip oraya doğru derin bir nefes göndermek, ya da yürürken sadece adımlarınıza ve ayak tabanlarınıza odaklanmak. Bunlar gün içine serpiştirebileceğiniz, bir-iki dakikalık ama etkisi olabilecek molalardır” ifadelerini kullandı.

Manevi Pratikler Tedavi Değil, Destek Olmalı

Ancak bu pratiklerin tek başına bir tedavi yöntemi olarak yeterli olmadığını vurgulayan Beyaz, “Tedavi ve takip sürecinde durum o kadar basit değil. Gündelik streslerde, hafif kaygılarda iş görebilir, evet. Ancak yoğun psikolojik sorunlar söz konusuysa, beynin biyokimyası çoktan sarsılmıştır. O noktada asıl işi psikoterapi ve medikal tedavi yapar. Manevi pratikler ise bu iyileşme yolculuğunda sizi destekleyen, sürece omuz veren çok güçlü birer yol arkadaşı olabilir” dedi.

Her bireyin bu yöntemlerden aynı şekilde fayda görmeyebileceğini belirten Beyaz, “Herkesin parmak izi nasıl farklıysa, bu yöntemlere verdiği tepki de öyle eşsiz olabilir. İki insan düşünün; biri inançla çok güvenli bir bağ kurmuş, dua ettikçe güçleniyor. Diğerinin ise çocukluk travmaları ağır, zihnindeki Yaratıcı figürü çok daha cezalandırıcı. İşte o kişi gözlerini kapatıp içine döndüğünde huzur bulmak yerine korkunç tetiklenmeler yaşayabiliyor. Dolayısıyla tek bir şablonu herkese uydurmak mümkün değil” diye konuştu.

Kaçış Aracı Değil, Güvenli Yüzleşme Alanı

Meditasyon, dua veya zikirle ruhsal rahatlama arayan bireylere önerilerde bulunan Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı: “En önemlisi: Bu pratikler kişinin kendi içindeki karanlıktan, ilişkilerden veya hayatın acılarından kaçmak için geçici bir uyuşturucu gibi kullanılmamalı. Tam tersine, öfkeyle, korkularla yargılamadan yüzleşilebilecek güvenli birer liman olarak görülmeli. Eğer yapılan pratikler kişiyi başka insanlardan koparıyor, işlevselliğini bozuyor veya içinde sürekli bir korku döngüsü yaratıyorsa, bir uzmandan destek almakta fayda var. İlaçlar veya psikoterapi maneviyatın asla rakibi değildir. Tam tersi, bedenin biyolojik zeminini toparlayarak duadan, zikirden alınacak verimi kat kat artıran etkenlerdir.”

İlgili Haberler

Dirsek Ağrısı Masum Değil: Günlük Alışkanlıklarınız Eklemlerinizi Tehdit Ediyor

haberci

Yapay Zeka ve Dronlar Afetlerde Hayat Kurtaracak: İzmir’de Yeni Nesil Teknolojiler Sempozyumu

haberci

Prof. Dr. Ünüsan: Kurban Etini Hemen Tüketmeyin, 24 Saat Dinlendirin

haberci
Yükleniyor....

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası