Miyopi Alarmı: 2050’de Dünya Nüfusunun Yarısı Risk Altında

Miyopi Alarmı: 2050'de Dünya Nüfusunun Yarısı Risk Altında

Göz sağlığı uzmanları, miyopi vakalarındaki küresel artışın halk sağlığı alarmına dönüştüğünü açıkladı. İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, özellikle çocuklarda hızla yayılan bu görme bozukluğunun, 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %50’sini etkileyebileceğini belirterek aileleri uyardı. Altunsoy, gün ışığının göz gelişimi için koruyucu bir kalkan olduğunu vurgulayarak, açık havada geçirilen sürenin azalmasının riski artırdığını ifade etti.

“Tahtayı Göremiyorum” Şikayeti İlk İşaret Olabilir

Miyopinin en basit tanımıyla uzağı net görememe durumu olduğunu aktaran Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, bu sorunun fizyolojik temelini açıkladı. Göz küresinin normalden uzun olması veya ışığı kıran yapıların farklı çalışması nedeniyle, görüntünün retinanın önüne düştüğünü ve kişinin yakını net görürken uzağı bulanık algıladığını söyledi. Altunsoy, optisyenlik deneyimlerine dayanarak, çocuklardaki “Tahtayı göremiyorum” şikayetinin sıklıkla miyopi tanısıyla sonuçlandığını ve bu yakınmaların asla göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Miyopinin sadece bir gözlük ihtiyacı olmadığını, yüksek derecelere ulaştığında ilerleyen yaşlarda ciddi retina problemleri riskini de artırabileceğini ekledi.

Küresel Bir Salgın: Miyopi Oranları Hızla Yükseliyor

Bilimsel projeksiyonlar, mevcut artış eğiliminin devam etmesi halinde, 2050 yılında dünya nüfusunun neredeyse yarısının miyop olabileceğini öngörüyor. Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, bu tahminin büyük ölçekli epidemiyolojik çalışmaların matematiksel modellemelerine dayandığını ve Dünya Sağlık Örgütü’nün de görme bozukluklarını artan bir halk sağlığı sorunu olarak raporladığını hatırlattı. Son 30-40 yılda miyopi oranlarında belirgin bir yükseliş gözlendiğini, bazı Asya ülkelerinde genç nüfusta bu oranın %70-80’lere ulaştığını kaydetti. Türkiye’de de özellikle büyük şehirlerde çocuk yaş grubunda artışın gözlemlendiğini, bunun gelecekte sağlık sistemine önemli bir mali yük getirebileceğini vurguladı.

Yaşam Tarzı Değişikliği ve Gün Işığının Koruyucu Rolü

Miyopi artışının ardındaki en önemli faktörlerden birinin yaşam tarzı değişikliği olduğunu belirten Altunsoy, doğal ışığın göz gelişimi için koruyucu bir faktör olduğunu tekrarladı. Açık havada zaman geçirmenin miyopinin başlamasını geciktirebildiğini, ancak gün ışığında geçirilen sürenin azaldığını ifade etti. Kapalı ortamlara ve ekranlara bağımlı bir yaşam tarzının riski artırdığını, çocukların eskisi kadar dışarıda oynamadığını, ekranla tanışma yaşının çok erken dönemlere indiğini ve eğitim sisteminin yoğun yakın çalışma gerektirdiğini söyledi. Pandemi döneminde ekran süresinin artması ve dışarıda geçirilen zamanın azalmasının bu süreci daha da hızlandırdığını ekledi.

Ailelere Kritik Öneriler: Koruma ve Kontrol

Miyopinin tamamen önlenmesinin her zaman mümkün olmayabileceğini, ancak başlangıcını geciktirmenin ve ilerlemesini yavaşlatmanın mümkün olabileceğini söyleyen Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, ailelere bir dizi pratik tavsiyede bulundu. Bu öneriler şunları içeriyor:

  • Doğal Işık: Günde en az 1,5-2 saat açık havada zaman geçirilmeli.
  • Ekran Dengesi: Kesintisiz ekran kullanımı yerine düzenli molalar verilmeli.
  • 20-20-20 Kuralı: 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzağa bakılmalı.
  • Doğru Mesafe: Okuma materyalleri 30-40 cm’den daha yakında tutulmamalı.
  • Yeterli Aydınlatma: Çalışma ortamları iyi aydınlatılmalı, loş ortamlarda uzun süreli ekran kullanımından kaçınılmalı.
  • Düzenli Muayene: Çocuklar şikayet etmese bile düzenli göz kontrolleri yaptırılmalı. Miyopi başladığında, miyopi yavaşlatan özel camlar, ortokeratoloji lensleri veya düşük doz atropin gibi kontrol yöntemleri hekim gözetiminde değerlendirilebilir.

Miyopi Artık Sadece Bir Gözlük Meselesi Değil

Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, miyopinin günümüzde yalnızca bir “gözlük takma meselesi” olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Bu görme bozukluğunun eğitim başarısını, iş verimliliğini ve genel yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir konu haline geldiğini belirtti. Sürdürülebilir sağlık açısından bakıldığında, tedaviden çok önleme yaklaşımının önem kazandığını ifade etti. Çocukları açık havaya teşvik etmek, dijital dengeyi kurmak ve erken teşhisi sağlamanın, gelecekteki ciddi göz problemlerinin önüne geçmek için atılacak en kritik adımlar olduğunu sözlerine ekledi.

İlgili Haberler

Tuzla’da Sağlık İçin 2 Km Yürüdüler: Uzmanlar Egzersizin Gizli Faydalarını Açıkladı

haberci

Çocuklarda Kulak Ağrısı Alarmı: Her 6 Çocuktan 5’inde Görülüyor

haberci

Hipnoterapi 20’den Fazla Psikolojik Sorunda Destekleyici Tedavi Olarak Kullanılıyor

haberci
Yükleniyor....

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası