Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı açıklamalarla Türkiye ekonomisinin küresel krizlere karşı direncini vurguladı. İran savaşının yarattığı jeopolitik gerilimlere rağmen, ülkenin makroekonomik göstergelerinin şokları yönetebilecek güçte olduğunu belirten Şimşek, “Program kendini kanıtladı” ifadesini kullandı.
Zirveden Çarpıcı Mesajlar
Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından bu yıl 15’inci kez düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla başladı. Ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu’nun üstlendiği etkinlikte, Şimşek’in konuşması dikkatleri üzerine çekti. Bakan, özellikle enerji piyasalarındaki dalgalanmalara ve Hürmüz Boğazı’nın kritik önemine değinerek, mevcut savaş ortamının ekonomik etkilerini analiz etti.
Şimşek, petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışa dikkat çekerken, ateşkes devam etse bile enflasyonun yukarı yönlü, büyümenin ise aşağı yönlü baskı altında kalacağını ifade etti. “Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” diyen bakan, bu gerçeğin farkında olduklarını ve kalıcı etkilere hazırlıklı olduklarını vurguladı.
Dayanıklılığın Temel Dayanakları
Bakan Şimşek, Türkiye’nin ekonomik direncini sağlayan temel faktörleri şu şekilde sıraladı: Enerji bağımlılığının düşük olması, özellikle petrolde neredeyse hiç bağımlılık bulunmaması, maliye politikasının sağlam yapısı ve borç oranlarının makul seviyelerde seyretmesi. 2023’te yaşanan deprem ve EYT gibi yapısal sorunlara rağmen, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürmeyi başardıklarını hatırlatan Şimşek, bu durumun politik manevra alanı sağladığını belirtti.
Özel ve kamu borçluluğunun toplamının geçmişe kıyasla düşük seviyelerde olduğunu ifade eden Şimşek, reel kur veya faizlerdeki artışlar karşısında bile Türkiye’nin bu şokları rahat atlatabileceğini savundu. Vatandaşların programa olan güveninin önemine değinen bakan, döviz talebinin geçmişe göre azaldığını, ancak altına yönelik talebin devam ettiğini gözlemlediklerini söyledi.
Rakamlarla Etki Analizi
Şimşek, savaşın ekonomik etkilerini somut verilerle açıklayarak, yılbaşından itibaren petrol fiyatlarının yılın tamamı için 81 dolar öngörüldüğünü, kendi öngörülerinin ise 65 dolar olduğunu belirtti. Bu farkın enflasyonu 3 puan yukarı çekebileceğini, cari açığın bir puan artabileceğini ve büyümenin yarım ila bir puan düşebileceğini ifade etti. Ancak tüm bu etkilerin yönetilebilir olduğunu vurgulayan bakan, programın rayından çıkmayacağının altını çizdi.
Dezenflasyon sürecindeki kararlılığa da değinen Şimşek, enflasyonun 65’lerden 30’lara düştüğünü, hedeflerinin 20’lerin altı olduğunu, piyasanın ise enflasyonu 25 civarında gördüğünü açıkladı. Ateşkesin devam etmesi halinde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceklerini söyleyen bakan, uzun vadede cari açıkta azalma beklediklerini ifade etti.
Küresel Perspektiften Yansımalar
Zirvede konuşan Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond, jeopolitik parçalanma çağında küresel ekonominin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hammond, yapay zeka destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliği gibi konuların küresel gündemi belirlemeye devam ettiğini vurguladı.
Teknolojik dönüşümün güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Hammond, 2015 yılında ABD’nin Çin’in ekonomik gücünü tanımamasından duyduğu pişmanlığa atıfta bulundu. “ABD, Çin’in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu” diyen eski bakan, bu durumun stratejik bir hata olduğunu ve özellikle teknolojiye erişim konusunda geç kalındığını ifade etti.
Hammond ayrıca, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil, yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti. Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüpheyle yaklaştığını belirten Hammond, bu konuda görünür olmayan zorluklar bulunduğunu söyledi.
Gelecek Beklentileri ve Stratejiler
Şimşek, Türkiye’nin enerji alanındaki dönüşümünü vurgulayarak, petrol ve doğalgaz üretiminin arttığını, yenilenebilir enerjiden daha fazla faydalanıldığını ifade etti. Hizmet ihracatında güçlü bir pozisyona sahip olduklarını belirten bakan, sanayi politikalarıyla endüstriyel dönüşümü başardıklarını söyledi.
Bakanın mesajı netti: Türkiye, jeopolitik şoklara hazırlıklı ve ekonomik programı işliyor. Rakamlarla desteklenen bu iddia, uluslararası arenada Türkiye’nin ekonomik profilini güçlendirmeyi hedefliyor. Önümüzdeki dönemde, enflasyonla mücadele ve büyüme dengelerinin nasıl korunacağı, ekonomik aktörlerin yakından takip edeceği konular arasında yer alacak.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı