Küçükçekmece Belediyesi personeli, organ bağışı konusunda kritik bir eğitim programına katıldı. Belediye ile İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği etkinlikte, Organ Nakli Koordinatörü Uzman Hemşire Gamze Ataman Yıldız, Türkiye’nin organ nakli istatistiklerindeki çarpıcı dengesizliği gözler önüne serdi. Yıldız, ‘Canlıdan bağışta dünya ikincisiyiz ama kadavradan nakillerde geride kalıyoruz’ diyerek, bir kişinin organ bağışıyla birden fazla hayatın kurtarılabileceğinin altını çizdi.
Eğitimin Amacı ve İstatistiklerdeki Çelişki
Çok Amaçlı Salon’da gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısının temel hedefi, organ bağışı farkındalığını artırmak ve kamu çalışanları aracılığıyla topluma yaymaktı. Gamze Ataman Yıldız, sunumunda Türkiye’nin organ nakli profiline dair önemli veriler paylaştı. Ülkemizin canlı vericiden yapılan nakillerde dünyada ikinci sırada yer aldığını belirten Yıldız, buna karşılık kadavradan (beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden) yapılan bağışların son derece düşük seviyelerde kaldığını vurguladı. Bu durum, İspanya ve Hırvatistan gibi nüfusu daha az ülkelerin kadavra bağışında lider konumda olmasıyla tezat oluşturuyor.
Uzman Hemşire, iki bağış türü arasındaki farkı net bir şekilde açıkladı. Canlıdan nakilde, sağlıklı bir bireyin böbrek veya karaciğer gibi bir organını genellikle bir yakınına bağışladığını ifade etti. Kadavradan nakilde ise, beyin ölümü tıbben tespit edilmiş bir kişinin organlarının, ailesinin onayıyla nakil bekleyen hastalara aktarıldığını anlattı. Yıldız, sağlıklı birinden organ alınması yerine, beyin ölümü gerçekleşmiş birinin organlarının kullanılmasının tıbben daha mantıklı olduğunu söyleyerek, toplumda bu konudaki önyargıların kırılması gerektiğine işaret etti.
Kadavra Bağışının Önündeki Engeller ve Çözüm Önerileri
Eğitimde, kadavra bağışı oranlarının düşük kalmasının ardındaki temel nedenler de masaya yatırıldı. Gamze Ataman Yıldız, ailelerin kaybettikleri yakınlarının organlarını bağışlamakta çekingen davrandıklarını, bunun genellikle yoğun bir yas sürecinden kaynaklandığını ifade etti. Bu psikolojik bariyeri aşmanın en etkili yolu olarak, kişilerin hayattayken kendi iradeleriyle bağışçı olmalarını ve bu yönde vasiyet bırakmalarını gösterdi. ‘Toprak olmasın, can olsun’ sloganıyla özetlenen bu yaklaşım, bir bağışın birden fazla kişiye yaşam şansı verebileceği gerçeğine dayanıyor.
Organ Nakli Koordinatörü, yıl boyunca düzenledikleri eğitim ve kampanyalarla bu bilinci yaymaya çalıştıklarını belirtti. Modern teknolojinin, bağış sürecini büyük ölçüde kolaylaştırdığını da sözlerine ekledi. Artık 18 yaşını doldurmuş ve akli dengesi yerinde olan her vatandaşın, herhangi bir hastaneye gitmeden e-Devlet sistemi üzerinden organ bağışında bulunabildiğini açıkladı. Bu dijital kolaylık, bağış oranlarını artırmak için önemli bir fırsat sunuyor.
Eğitimin Toplumsal Yansımaları ve Beklentiler
Küçükçekmece Belediyesi’nin bu girişimi, yerel yönetimlerin sağlık okuryazarlığı ve kamu bilinci oluşturmadaki rolünü öne çıkarıyor. Personelin aldığı bu eğitim, yalnızca katılımcıları bilgilendirmekle kalmayıp, onları aileleri ve sosyal çevreleri nezdinde birer ‘organ bağışı elçisi’ haline getirmeyi amaçlıyor. Gamze Ataman Yıldız’ın verdiği mesajlar, özellikle kadavra bağışı konusundaki toplumsal algının değişmesi gerektiğine odaklanıyor.
Sonuç olarak, bu tür eğitimlerin yaygınlaşması, Türkiye’nin organ nakli bekleyen binlerce hastası için umut ışığı olabilir. E-Devlet gibi erişilebilir platformların varlığı, bireysel karar verme sürecini hızlandırırken, aileler üzerindeki karar yükünü de hafifletiyor. Küçükçekmece’de başlayan bu bilinçlendirme hareketinin, diğer belediyelere ve kurumlara örnek teşkil ederek ülke genelinde organ bağışı kültürünün güçlenmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı