İstanbul’da gerçekleşen Gençler için Kuş Okulu programı, 18-19 Nisan tarihlerinde doğa koruma alanında yeni bir nesil yetiştirmek amacıyla düzenlendi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’nde başlayan ve sahada devam eden etkinlik, katılımcılara kuş gözlemciliğinin temellerinden göç dinamiklerine kadar kapsamlı bir eğitim sundu. Program, Doğa Derneği ve Roots & Shoots Türkiye işbirliğiyle hayata geçirildi.
Teorik Eğitim ve İnteraktif Uygulamalar
Etkinliğin ilk gününde, Türkiye’nin biyoçeşitlilik zenginliği ve kuşların ekosistemdeki kritik rolleri uzmanlar tarafından detaylı şekilde anlatıldı. Katılımcılar, kuş gözlemciliğinin temel prensipleri, sulak alanların önemi, su kuşlarını tanımlama teknikleri ve sayım yöntemleri hakkında bilgilendirildi. Süzülerek göç eden kuş türlerinin özellikleri, uygulamalı sunumlarla aktarıldı. Programın teorik bölümü, interaktif oyunlarla desteklenerek gençlerin sürece aktif katılımı sağlandı. Ayrıca, Türkiye’deki önemli kuş göç yolları, göç darboğazları ve korunan alanlarda kuşların üstlendiği işlevler hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı.
Sahada Pratik Deneyim: Göç Yolculuğuna Tanıklık
İkinci gün, katılımcıların öğrendikleri bilgileri sahada uygulama fırsatı bulduğu bir deneyime dönüştü. Atatürk Kent Ormanı’nda gerçekleştirilen doğa yürüyüşü sırasında çeşitli kuş türleri gözlemlendi. Ardından Sarıyer bölgesine geçilerek, yırtıcı kuşların göç yolculuğu canlı olarak izlendi. Bu uygulamalı etkinlik, genç doğa korumacıların kuş tanımlama ve alanda veri toplama becerilerini geliştirmelerine olanak tanıdı. Sahada yapılan gözlemler, teorik eğitimi pekiştirerek kalıcı öğrenme sağladı.
Uzmanların Değerlendirmeleri ve Hedefler
Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan, Sarıyer’in kuş göçü açısından taşıdığı önemi vurguladı. Arslan,
“İstanbul Boğazı, Batı Palearktik göç sistemi içindeki en kritik darboğazlardan biridir. İlkbahar göç dönemlerinde yırtıcı kuşlar, geniş su kütlelerini aşmaktan kaçınarak kara üzerinden ilerliyor ve bu nedenle Boğaz hattında yoğunlaşıyor. Sarıyer bölgesinde şahin, kartal, pelikan ve leylek gibi türler, yükselen sıcak hava akımlarını kullanarak minimum enerjiyle göçlerini sürdürüyor. Katılımcıların bu dinamikleri sahada gözlemlemesi, tür teşhisi ve davranışsal ekoloji açısından önemli bir öğrenme fırsatı sunuyor. Kuş Okulu gibi çalışmalarla, doğanın korunmasında rol oynayan gençlerin sayısını artırmayı hedefliyoruz.”
şeklinde konuştu.
Roots & Shoots Türkiye Koordinatörü Yeliz Ergöl ise programın gençler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Ergöl,
“Gençlerin doğadan ilham aldığı, çevreyle bağ kurduğu, birlikte öğrendiği ve harekete geçtiği her alan, gelecekte daha yaşanabilir bir dünyaya giden yolları kuruyor. Kuş Okulu, yalnızca kuşları tanımayı değil; sulak alanların, göç yollarının ve biyolojik çeşitliliğin dünyamız ve yaşam için neden vazgeçilmez olduğunu birlikte keşfetme fırsatı sundu. Katılımcıların sahada deneyim kazanması, meraklarını bilgiye dönüştürmesi ve bu bilgiyi kendi çevrelerinde etkiye taşımaları bizim için çok kıymetli. Roots & Shoots Türkiye olarak, gençlerin doğadan ilham alan, çözüm üreten ve bulunduğu yerde değişim başlatan bireyler olarak güçlenmesini önemsiyoruz. Bu program sayesinde, edindikleri bilgi ve deneyimi yerel topluluklarına taşıyacak genç doğa savunucularının bir araya gelmesi bize umut veriyor.”
ifadelerini kullandı.
Programın Uzun Vadeli Etkileri ve Beklentiler
Doğa Derneği ve Roots & Shoots Türkiye’nin ortak çalışması, sulak alanlar başta olmak üzere Önemli Doğa Alanları’nın korunmasına yönelik çalışanların sayısını artırmayı hedefliyor. Katılımcıların edindikleri bilgi ve deneyimi kendi yerel topluluklarına taşıyarak doğa koruma çalışmalarına katkı sunmaları amaçlanıyor. Bu tür eğitim programlarının, gençler arasında çevre bilincini güçlendirerek sürdürülebilir koruma çabalarına destek olacağı öngörülüyor. İlerleyen dönemlerde benzer etkinliklerin yaygınlaştırılması ve daha fazla gencin dahil edilmesi planlanıyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı