Her yıl milyonlarca öğrenci sınav dönemlerinde kaygı yaşıyor, ancak bu kaygının hangi noktada profesyonel yardım gerektirdiği çoğu zaman net değil. NPİSTANBUL Hastanesi‘nden Klinik Psikolog Eda Ergür, sınav kaygısının normalden klinik düzeye geçişini, psikoterapi ve ilaç tedavisinin doğru kullanımını anlattı. Uzman isme göre, kaygı günlük yaşamı bozmaya başladığında mutlaka bir uzmana danışılmalı, ancak ilaç tedavisi asla ilk seçenek olmamalı.
Kaygı Ne Zaman Sorun Haline Gelir?
Sınav kaygısının belirli bir seviyede motivasyon sağlayan doğal bir tepki olduğunu belirten Ergür, “Fakat bu kaygı, uyku düzenini, beslenme alışkanlıklarını ya da dikkat seviyesini olumsuz etkileyecek boyuta ulaştıysa, profesyonel bir değerlendirme şarttır” dedi. Uyku sorunları, iştah kaybı veya aşırı yeme, odaklanamama gibi belirtiler, kaygının klinik düzeye ulaştığının işaretleri arasında sayılıyor. Ergür, bu noktada ailelerin çocuklarını dikkatle gözlemlemesi gerektiğini vurguladı.
Psikoterapi Öncelikli, İlaç Son Çare
Klinik Psikolog, sınav kaygısı yaşayan öğrenciler için bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yapılandırılmış psikoterapi yöntemlerinin oldukça etkili olduğunu ifade etti. “Eğer kaygı orta düzeydeyse ve akademik performansı baskılasa da günlük yaşamı tamamen bozmuyorsa, öncelikle terapi desteği önerilir” diyen Ergür, terapide kaygının altında yatan düşünce kalıplarının ele alındığını belirtti. Mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu ve aile beklentileri gibi faktörlerin incelendiği bu süreçte öğrencilere baş etme becerileri kazandırılıyor. İlaç tedavisinin ise ancak kaygının kronikleştiği, çarpıntı, mide bulantısı, nefes darlığı gibi yoğun fiziksel belirtilerle seyrettiği ve işlevselliğin ciddi şekilde etkilendiği durumlarda düşünülmesi gerektiğini söyleyen Ergür, “Karar, mutlaka bir çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından yapılacak klinik değerlendirmeye dayanmalı” uyarısında bulundu.
Kısa Süreli İlaç Kullanımı Sadece Özel Durumlarda
Kısa süreli anksiyolitik ilaçların, panik atağa yakın düzeyde sınav kaygısı yaşayan öğrencilerde hekim kararıyla ve çok sınırlı süreyle kullanılabileceğini aktaran Ergür, “Ancak bu ilaçlar yan etkileri açısından dikkatle ele alınmalı. Sadece semptomu baskılayıp kök nedeni çözmeden ilerlemek, uzun vadede öğrencinin baş etme becerilerini zayıflatabilir” dedi. Bu nedenle ilaç kullanımının hiçbir zaman ilk seçenek olmaması, mutlaka terapi ve danışmanlık süreçleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Ailelere Önemli Uyarılar
Ergür, ailelerin çocuklarının sınav kaygısını küçümsememesi, ancak dramatize de etmemesi gerektiğini belirtti. “Öncelikle çocuklarını yargılamadan dinlemeli, destekleyici ve güven veren bir yaklaşım sergilemeliler” diyen uzman, ilaç kararının asla panik duygusuyla veya kısa vadeli rahatlama beklentisiyle verilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Unutulmamalıdır ki, sınav geçici, çocuğun ruh sağlığı ise kalıcıdır. Bu dönemde kazanılan sağlıklı baş etme becerileri, sadece sınavı değil, yaşamın birçok alanını olumlu yönde etkiler.”
Son olarak Ergür, sınav kaygısı yaşayan her öğrencinin mutlaka bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurması gerektiğini, psikolojik destek, terapi ve yaşam tarzı düzenlemelerinin öncelikli seçenekler arasında yer aldığını sözlerine ekledi.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı