Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Dijital çağda dayanıklılık deve gibi olmalı

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Dijital çağda dayanıklılık deve gibi olmalı

Dijitalleşmenin insanlık için yeni bir gerçeklik alanı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu dönüşümün matbaanın icadına benzer köklü etkiler doğuracağını söyledi. Üsküdar Üniversitesi’nin düzenlediği “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri”nin dördüncü oturumuna katılan Tarhan, dijital dünyanın insan zihni, sosyal ilişkiler ve toplum üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde ele aldı.

Dijital çağın riskleri ve fırsatları

Gazeteci Şaban Özdemir‘in moderatörlüğünde online gerçekleştirilen seminerde konuşan Tarhan, içinde bulunulan süreci “iki gerçeklikli bir yaşam” olarak tanımladı. “Artık yalnızca fiziksel dünyada değil, aynı zamanda dijital bir gerçeklikte yaşıyoruz. Bu dönüşüm, 200-300 yıl önceki endüstri devrimi gibi insanlık tarihini yeniden şekillendirecek güçte.” ifadelerini kullanan Tarhan, teknolojinin hız sağladığını ancak yönü değerlerin belirlediğini vurguladı.

Tarhan, “Teknoloji bize hız veriyor ama yön vermiyor. Yönü değerler belirler. Hızlı giden bir Ferrari düşünün; eğer direksiyondaki kişi usta değilse o araç takla atar. Bugün dijital dünyada da aynı risk var. Eğer bu hıza uygun beceriler geliştirmezsek, özellikle gençler bu sürecin kurbanı olabilir.” diye konuştu.

Dikkat süresi 15 dakikadan 1 dakikaya düştü

Bilgi çağındaki hızlı dönüşümün insan zihni üzerindeki etkilerine de değinen Tarhan, “Eskiden öğrencilerin dikkati 15 dakika sonra dağılırdı, şimdi bu süre 1-3 dakikaya kadar indi. Bilginin yarı ömrü 30 yıldan 3 yıla düştü. Bu hız, insan zihninin taşıyabileceğinin ötesine geçmiş durumda.” şeklinde konuştu.

Dijital dünyanın insan beyninde hızlı haz mekanizmalarını tetiklediğini belirten Tarhan, “Teknoloji dopamin üzerinden çalışır; yani hızlı haz verir. Ama değerler serotonerjik sistemle ilgilidir ve emek, sabır, anlam gerektirir. Eğer sadece haz odaklı yaşarsak, anlamı kaybederiz.” dedi.

Sosyal ilişkilerde dijital tehdit

Dijitalleşmenin sosyal ilişkiler üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Tarhan, yüz yüze iletişimin yerini alan sanal etkileşimlerin ilişkileri yüzeyselleştirdiğini söyledi. “Aynı evde yaşayan insanlar bile dijital iletişimle birbirinden kopabiliyor. Buna ‘eş zamanlı yalnızlık’ diyoruz. Fiziksel temasın azalması, ilişkilerin derinliğini zayıflatıyor ve kırılgan hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.

Modern yaşamın mutluluğu yanlış yerde aradığını vurgulayan Tarhan, “Lüks içinde yaşayan ama mutlu olmayan birçok insan var. Çünkü mutluluğu dış koşullara bağlamışlar. Oysa mutluluk içsel bir durumdur. Küçük şeylerden mutlu olabilmek, şükran duygusu geliştirmek gerekir.” diye konuştu. Seminerde pozitif psikolojinin PERMA modeline de değinen Tarhan, psikolojik dayanıklılığın bu modelle güçlendirilebileceğini belirtti.

Dijital otizm ve erken çocukluk riskleri

Özellikle erken çocukluk döneminde ekran maruziyetinin nörogelişimsel etkilerine vurgu yapan Tarhan, “0-3 yaş arası dönemde ekran maruziyeti olan çocukların sosyal ve duygusal beyin alanlarında gelişim geriliği olduğu görülüyor. Bu durum artık literatürde de klinikte de gözlemleniyor. Hatta buna ‘dijital otizm’ deniyor.” dedi.

Küçük yaşta dijital ekranlara uzun süre maruz kalan çocuklarda dil gelişimi ve sosyal becerilerin ciddi biçimde etkilendiğini belirten Tarhan, “Çocuk konuşma becerisini geliştiremiyor çünkü konuşmaya ihtiyaç duymuyor. Sürekli ekran karşısında pasif bir izleyici oluyor. Bu durumda hem sözcük üretimi hem ince motor beceriler hem de sosyal-duygusal gelişim zayıflıyor.” diye görüşlerini dile getirdi.

Beynin çift yönlü ilişkiyle geliştiğini vurgulayan Tarhan, tek yönlü ekran ilişkisinin sosyal ve duygusal beyin gelişimini engellediğini ifade etti. Bazı ülkelerde alınan önlemlere dikkat çeken Tarhan, “İsveç 0-3 yaş arasında ekranı tamamen yasakladı. Bazı ülkelerde bu yaş grubu için ekran maruziyeti sıfıra indirildi. Daha büyük yaşlarda ise günlük süre ciddi şekilde sınırlandırılıyor.” diye konuştu.

Gençlerde yalnızlık ve intihar oranları artıyor

Dijitalleşmenin sadece çocukları değil gençleri de etkilediğini belirten Tarhan, küresel ölçekte artan yalnızlık ve ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekti. “16-24 yaş aralığında ‘çok yalnızım’ diyenlerin oranı bazı araştırmalarda yüzde 40’lara ulaşıyor. Pandemi sonrası bu oran daha da arttı. Genç intiharları da ciddi bir alarm seviyesinde.” diyen Tarhan, İngiltere’de kurulan “Yalnızlık Bakanlığı” gibi girişimlerin bile bu sorunun küresel boyutunu gösterdiğini ifade etti.

Dijital teknolojinin tamamen olumsuz bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini ancak kontrolsüz kullanımın ciddi riskler doğurduğunu söyleyen Tarhan, “Teknoloji tarafsızdır. İyi kullanılırsa hayatı kolaylaştırır, kötü kullanılırsa insanı savurur. Ferrari örneğinde olduğu gibi, hız var ama direksiyonu tutacak eğitim yoksa risk büyür. Onu kullanabilmek bir eğitim, donanım gerektirir…” dedi.

Dijital dönüşümün toplumsal etkilerine ilişkin “Bu hızlı dönüşümün bedelini en çok gençler ödüyor. Aileler, eğitim sistemi ve toplum bu yeni gerçekliğe uyum sağlayamazsa psikolojik sorunlar daha da artacak.” uyarısında bulunan Tarhan, anlam odaklı yaşam felsefesinin önemini vurguladı.

İlgili Haberler

İnegöl’de Gençlere Avrupa Yolculuğu: DiscoverEU ile Ücretsiz Tren Bileti Fırsatı

haberci

Türkiye’de 14 İlde Kuantum Eğitimi: Lise Öğrencileri Geleceğe Hazırlanıyor

haberci

Konya Protokolü, TÜBİTAK Destekli İlk Bilim Merkezi’nde Öğrencilerle Buluştu

haberci
Yükleniyor....

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası