Türkiye’nin uzay biyolojisi alanındaki ilk kapsamlı çalışmaları, Üsküdar Üniversitesi çatısı altında yürütülen projelerle uluslararası bir boyut kazandı. Dr. Cihan Taştan liderliğindeki ekip, mikrogravitenin insan gen ifadesi üzerindeki etkilerini çözmek için 60 bin mRNA‘yı analiz ederek bilim dünyasında dikkat çekici bir başarıya imza attı.
Uzay Biyolojisi Araştırmalarında Türkiye’nin Yeni Rotası
Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” kapsamında konuşan Dr. Cihan Taştan, uzay çalışmalarının yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda kanser biyolojisi, nörodejeneratif hastalıklar ve uzun yaşam gibi alanlarda da yüksek katma değer ürettiğini vurguladı. 2020’de Üsküdar Üniversitesi’ne katılan Taştan, 2021’de Transgenik Hücre Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER)‘i kurarak, New York University ve Jackson Laboratory Genomic Medicine’den edindiği deneyimleri Türkiye’ye taşıdı.
Bu gelişmelerin ardından, daha önce NASA’ya yöneltilen bilimsel sorular artık Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ve TÜBİTAK Uzay desteğiyle Üsküdar Üniversitesi’nde yanıt buluyor. Dr. Taştan, laboratuvar ortamında simüle edilen mikrogravite koşullarının, gerçek uzay görevleriyle ileri bir aşamaya taşındığını belirtti.
Message Projesi: Genetik İfadedeki Değişimler İnceleniyor
Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu kapsamında seçilen 13 projeden biri olan “Message (Microgravity Associated Genetics)” projesiyle, astronotların genetik ifadesindeki değişimler detaylı bir şekilde analiz ediliyor. Proje kapsamında, uzayda alınan kan örnekleri ile dünyadaki örnekler karşılaştırılarak mikrogravitenin gen ifadesi üzerindeki etkileri inceleniyor.
Dr. Taştan, süreçte lisans ve lisansüstü öğrencilerin aktif rol aldığını, Türkiye’nin ilk uzay araştırmaları kaynaklı yüksek lisans tezlerinin bu çalışmalarla ortaya çıktığını ifade etti. Ayrıca, Türk astronotlar Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever, üniversite laboratuvarlarında kapsamlı eğitimlerden geçerek deney protokollerini uzayda uygulanacak şekilde hazırladı.
İki Farklı Uzay Görevinden Kritik Veriler
Araştırmanın en önemli yönlerinden biri, iki farklı uzay görevinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi oldu. Gezeravcı’nın görevi sırasında 440 kilometre yüksekliğe çıkılırken, Atasever’in Virgin Galactic 07 misyonuyla 100 kilometrelik yörünge altı uçuşu analiz edildi. Bu sayede, kozmik radyasyon ve stres gibi faktörler ayrıştırılarak yalnızca mikrogravitenin etkileri değerlendirilebildi.
Dr. Taştan, bu yöntemle daha önce tanımlanmamış birçok genin keşfedilmesine yönelik veriler elde ettiklerini belirtti. Ayrıca, telomer yapısı ve longevity genleri gibi uzun yaşamla ilişkili biyolojik mekanizmalar da mikrogravite koşullarında incelendi.
Kan Örnekleri -80°C’de Saklandı
Çalışma kapsamında, Dragon kapsülüyle Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gönderilen üç astronottan -Türk ve uluslararası ekip üyelerinden- uzaya çıkmadan önce kan örnekleri alındı ve -80°C‘de özel koşullarda saklandı. ISS’e ulaşıldıktan sonra 4., 7. ve 10. günlerde belirlenen protokoller çerçevesinde tekrar kan örnekleri alındı. Bu örnekler, ISS’teki -80°C MELFI buzdolaplarında muhafaza edilerek Dünya’ya getirildi.
Houston üzerinden İstanbul’a ulaştırılan biyolojik materyaller, Üsküdar Üniversitesi laboratuvarlarında detaylı analize tabi tutuldu. Dr. Taştan, bu süreçte 60 bin mRNA‘nın analiz edildiğini, milyonlarca veri kopyası üzerinde çalışıldığını ve gigabaytlarca veri işlendiğini ifade etti.
Bu çalışmalar, Türkiye’nin uzay biyolojisi alanında uluslararası rekabet gücünü artırırken, gelecekteki uzay misyonları ve sağlık araştırmaları için de önemli bir temel oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde, elde edilen verilerin yayınlanması ve yeni projelerin hayata geçirilmesi bekleniyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı