Biyoçeşitlilik Kaybı Sağlığı ve Ekonomiyi de Tehdit Ediyor: Uzman Uyardı

Biyoçeşitlilik Kaybı Sağlığı ve Ekonomiyi de Tehdit Ediyor: Uzman Uyardı

Biyoçeşitlilik kaybı yalnızca doğal yaşamı değil, aynı zamanda insan sağlığını ve küresel ekonomiyi de tehdit ediyor. İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cemal Turan, bu konuda çarpıcı uyarılarda bulundu: “Doğanın yaşam sigortası olan biyoçeşitlilik alarm veriyor. Denizlerdeki istilacı türlerden soframıza kadar ulaşan mikroplastik tehdidine karşı, yerel düzeyde atacağımız küçük adımlarla küresel bir koruma kalkanı oluşturmak bizim elimizde.”

Biyoçeşitlilik Neden Bu Kadar Önemli?

Prof. Dr. Cemal Turan, 22 Mayıs Uluslararası Biyoçeşitlilik Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, biyoçeşitliliğin doğanın yaşam sigortası olduğunu vurguladı. “Biyoçeşitlilik, genlerden türlere, ekosistemlerden ekolojik süreçlere kadar uzanan muazzam bir yaşam ağıdır. Soluduğumuz oksijenden içtiğimiz suya, yediğimiz gıdalardan ilaçların hammaddesine kadar her şeyi bu çeşitliliğe borçluyuz” dedi. Türkiye’nin bu alanda bir cennet olduğunu belirten Turan, ülkede 10 binden fazla bitki türü bulunduğunu ve bunların üçte birinin endemik olduğunu, yani dünyada sadece bu topraklarda yaşadığını ifade etti. “Biyoçeşitlilik bir lüks değil; insanlığın gezegende hayatta kalabilmesinin temel şartıdır. Zincirin tek bir halkasını kopardığımızda tüm sistem çökme riskiyle karşı karşıya kalır” uyarısında bulundu.

Denizlerdeki Görünmez Tehdit: İstilacı Türler ve Mikroplastikler

Prof. Dr. Turan, Türkiye’nin bu zenginliğinin yanı sıra ciddi tehditlerle de karşı karşıya olduğunu söyledi. En kritik tehditlerin başında yaşam alanı kaybı ve parçalanması geliyor. Kontrolsüz kentleşme, sanayileşme ve tarım alanlarının genişlemesi canlıların yuvalarını yok ediyor. Ancak karadaki bu tehditlerin bir benzeri, belki de daha görünmezi denizlerde yaşanıyor: İklim değişikliğiyle birleşen istilacı yabancı türler. Süveyş Kanalı’nın açılması ve Akdeniz’in ısınmasıyla Hint Okyanusu ve Kızıldeniz kökenli birçok tür denizlerimize akın etti. Bugün Akdeniz ve Ege’de hızla yayılan balon balıkları, aslan balıkları ve zehirli denizanaları, yerli türlerin yaşam alanlarını ve besin kaynaklarını gasp ediyor. Bu durum sadece deniz ekosistemini çökertmekle kalmıyor; balıkçılık ekonomisine darbe vuruyor, turizmi baltalıyor ve zehirleri nedeniyle halk sağlığını tehdit ederek ölümcül vakalara yol açabiliyor. “Biyoçeşitlilik kaybı doğrudan soframızı ve sağlığımızı etkiliyor” diyen Turan, mikroplastiklerin de gıda zinciri yoluyla insan vücuduna ulaştığını hatırlattı.

Yerelden Küresele: Kelebek Etkisi Yaratacak Adımlar

Biyoçeşitliliğin korunması için “yukarıdan aşağıya” kararlar beklemek yerine “aşağıdan yukarıya” bir koruma dalgası başlatılması gerektiğini vurgulayan Turan, yerel yönetimler, topluluklar ve bireyler için somut öneriler sundu:

  • Yerel Yönetimler: Şehir planlamasında beton odaklı değil, doğa tabanlı çözümler üretmeli. İstilacı bitkiler yerine yerel ve az su isteyen türlerle parklar donatılmalı, yerel tohum merkezleri kurulmalı ve korunan alanlar ilan edilmeli.
  • Topluluklar ve STK’lar: Kendi bölgelerindeki akarsuları, ormanları ve biyoçeşitlilik noktalarını izlemeli, ‘vatandaş bilimi’ projeleriyle veri toplamalı ve yerel yönetimler üzerinde yapıcı baskı oluşturmalı.
  • Bireyler: En güçlü halka biziz. Evimizde, bahçemizde veya balkonumuzda doğaya yer açarak, tüketim tercihlerimizi değiştirerek bu hareketin parçası olabiliriz.

Prof. Dr. Turan, yerelde atılan küçük adımların küresel ölçekte bir kelebek etkisi yaratabileceğini belirtti. “Örneğin, yerel ölçekte istilacı türlerle mücadele etmek küresel bir başarı getirir. Aslan balığı veya balon balığına karşı yerel balıkçılık kooperatiflerinin desteklenmesi, bu türlerin avcılığının teşvik edilmesi veya kıyı topluluklarının bilinçlendirilmesi yerel adımlardır. Ancak bu yerel mücadele sayesinde Akdeniz’in yerli türlerini korur ve tüm dünya için hayati olan Akdeniz ekosisteminin çökmesini engelleriz. Aynı şekilde, bir çiftçinin damla sulamaya geçerek su kaynaklarını koruması, o suyla beslenen sulak alanların kurumasını önler ve Afrika-Avrupa hattında göç eden milyonlarca kuşun küresel göç rotasını kurtarır. Milyonlarca insanın yerelde attığı küçük adımlar birleştiğinde, küresel biyolojik çöküşü durdurabilecek devasa bir kalkana dönüşür” dedi.

Günlük Alışkanlıklarla Biyoçeşitliliği Korumak Mümkün

Bireylerin günlük yaşamlarında biyolojik çeşitliliği korumak için yapabileceklerinin sanılandan çok daha fazla ve oldukça basit olduğunu söyleyen Turan, şu önerilerde bulundu:

  • Su tüketimini azaltmak: Boşa akan her damla su, sulak alanlardan yani kuşların ve balıkların yuvasından çalınıyor.
  • Kimyasallardan kaçınmak: Ev temizliğinde ve kişisel bakımda çevre dostu, biyo-bozunur ürünler seçmek. Lavaboya dökülen zararlı kimyasallar eninde sonunda denizlere ulaşıp ekosistemi zehirliyor.
  • Balkon ve bahçeleri doğaya açmak: Yerli arıcı bitkileri (lavanta, kekik vb.) ekmek, şehir içindeki arılara ve polenleyicilere bir vahalar zinciri sunar.
  • Evcil hayvan ve akvaryum canlılarını doğaya bırakmamak: Bu türler istilacı hale gelerek yerli türleri tehdit edebilir.

Prof. Dr. Turan, biyoçeşitlilik kaybının önlenmesi için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini belirterek, “Doğada hiçbir şey birbirinden bağımsız değildir. Yerel eylemler küresel sonuçlar doğurur. Bu bilinçle hareket edersek, biyolojik çöküşü durdurabiliriz” dedi.

İlgili Haberler

Bahar Mevsimi Ruh Sağlığını Nasıl Etkiliyor? Uzman Uyarıyor!

haberci

Menderes’te Kadın Sağlığı Semineri: Güvenli Annelik ve Doğum Bilgileri

haberci

Keçiören’de Kadınlara Stres Yönetimi Eğitimi: 4 Haftalık Program Devam Ediyor

haberci
Yükleniyor....

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası