Sağlıklı Beslenme Doğuştan Gelen Bir Yetenek Değil, Sonradan Öğrenilen Bir Beceridir

Sağlıklı Beslenme Doğuştan Gelen Bir Yetenek Değil, Sonradan Öğrenilen Bir Beceridir

Beslenme, çoğu insanın sandığının aksine, doğuştan gelen bir içgüdü değil, zamanla kazanılan bir yetenek. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, 6 Haziran Dünya Diyetisyenler Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, sağlıklı beslenmenin öğrenilen bir davranış olduğunu vurguladı. Peki, bu beceriyi geliştirmede diyetisyenlerin rolü ne?

Beslenme Sadece Açlığı Gidermek Değildir

İspiroğlu, beslenmenin yalnızca açlık hissini bastırmak olmadığını belirterek, gün içinde yapılan besin seçimlerinin fiziksel sağlık, enerji seviyesi, ruh hali ve yaşam kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. “Beslenme, doğuştan kusursuz şekilde bildiğimiz bir davranış değil; zamanla öğrenilen ve geliştirilen bir beceridir” diyen uzman, sağlıklı beslenmenin sadece ne yediğimizi değil, neden yediğimizi, açlık ve tokluk sinyallerimizi ne kadar tanıdığımızı da kapsadığını ifade etti.

Günümüzde insanların beslenme konusunda yoğun bir bilgi kirliliğine maruz kaldığına dikkat çeken İspiroğlu, sosyal medya, reklamlar ve kulaktan dolma önerilerin bireyleri kendi ihtiyaçlarından uzaklaştırabildiğini vurguladı.

Araştırmalar, beslenme okuryazarlığı arttıkça beslenme bilgisinin, diyet kalitesinin ve yaşam kalitesinin de arttığını gösteriyor. Bu nedenle sağlıklı beslenmede önemli olan yalnızca bilgiye ulaşmak değil, doğru bilgiyi ayırt edebilmektir.

Başarı Mükemmel Diyet Listesinde Değil, Sürdürülebilir Alışkanlıklarda

Sağlıklı beslenmenin sadece teorik bilgiyle sınırlı olmadığını belirten İspiroğlu, “Bilginin günlük yaşamda uygulanabilir alışkanlıklara dönüşmesi gerekir. Çoğu insan ne yapması gerektiğini bilir; asıl zorluk bunu sürdürülebilir kılmaktır” dedi. Başarının anahtarının mükemmel bir diyet listesi değil, kişinin yaşamına yerleştirebildiği alışkanlıklar olduğunu vurgulayan uzman, kalıcı değişimin tam da bu noktada başladığını söyledi.

Toplumda beslenme farkındalığının arttığını ancak beslenme okuryazarlığı konusunda hâlâ eksiklikler bulunduğunu ifade eden İspiroğlu, Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Araştırması’nın 2018 sonuçlarına göre toplumun yaklaşık yüzde 69’unun yetersiz veya sorunlu-sınırlı sağlık okuryazarlığı düzeyinde olduğunu hatırlattı. Ayrıca, 2023 yılında üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışma, beslenme okuryazarlığı arttıkça sağlıklı beslenme davranışlarının ve beslenme bilgi düzeyinin de arttığını ortaya koydu.

Herkes İçin Tek Bir Doğru Beslenme Modeli Yok

İspiroğlu, “Her birey için tek bir ‘doğru beslenme modeli’ yoktur” diyerek, beslenmenin biyolojik bir ihtiyaç olmanın ötesinde psikolojik, sosyal, kültürel ve çevresel faktörlerden etkilendiğini belirtti. İnsanların sağlık durumları, yaşam koşulları, ekonomik imkanları, çalışma düzenleri, inançları ve besinlerle kurdukları ilişkilerin farklı olduğunu vurgulayan uzman, “Bir kişi için sürdürülebilir olan bir beslenme modeli, bir başkası için uygulanabilir olmayabilir. Önemli olan belirli bir kalıba uymak değil, bireyin ihtiyaçlarına ve yaşam tarzına uygun, sürdürülebilir bir denge oluşturmaktır” dedi.

Diyetisyenler: Sadece Liste Değil, Sürdürülebilir Bir Yol Haritası Sunar

Diyetisyenlerin yalnızca neyin yenilip neyin yenilmeyeceğini söyleyen kişiler olmadığını vurgulayan İspiroğlu, “Asıl görevimiz, bireyin beslenme davranışını anlamak ve sağlıklı seçimleri günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirmesine yardımcı olmaktır” ifadelerini kullandı. Diyetisyenlerin, porsiyon kontrolü, besin etiketi okuma ve açlık-tokluk sinyallerini fark etme gibi konularda rehberlik ettiğini belirten uzman, “Kısacası kişiye yalnızca bir liste değil, sürdürülebilir bir yol haritası sunulur” dedi.

İspiroğlu, sağlıklı beslenmenin kısa süreli bir proje değil, uzun vadeli bir davranış değişikliği olduğunu vurguladı. İnternette bulunan diyet planlarının çoğunun bireysel farklılıkları dikkate almadığını, bu nedenle başlangıçta hızlı sonuç alınsa bile sürdürülebilir olmadığı için kişinin eski alışkanlıklarına geri döndüğünü söyledi. “Sorun genellikle irade eksikliği değil, kişinin yaşamına uygun olmayan yöntemlerdir” diye ekledi.

Diyetisyen Desteği Sadece Kilo Vermek İçin Değil

Diyetisyen desteğinin yalnızca kilo vermek isteyenler için olmadığının altını çizen İspiroğlu, diyabet, kalp-damar hastalıkları, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve yeme bozuklukları gibi pek çok durumda beslenme tedavisinin önemli bir parçası olduğunu belirtti. Ayrıca, herhangi bir hastalığı olmayan bireylerde de sağlığın korunması, yaşam kalitesinin artırılması ve doğru beslenme alışkanlıklarının kazandırılması için diyetisyen desteğinin kritik rol oynadığını vurguladı.

Günümüzde bilgiye ulaşmanın kolaylaştığını ancak doğru bilgiyi ayırt etmenin zorlaştığını belirten İspiroğlu, “Sosyal medya ve dijital platformlarda her gün yeni bir beslenme önerisi, yasaklı besin listesi veya hızlı sonuç vaat eden yöntemlerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle diyetisyenlerin rolü yalnızca beslenme planı hazırlamanın ötesine geçmiş durumda. Diyetisyenler; bilimsel kanıtları günlük yaşama uyarlayan, bilgi kirliliğini azaltan ve bireylerin sağlık durumlarına uygun kararlar almasına rehberlik eden sağlık profesyonelleridir” diyerek sözlerini tamamladı.

İlgili Haberler

Bahar Alerjisi Çocukları Vuruyor: Uzman Dr. Betül Sarıtaş’tan 6 Kritik Korunma Yöntemi

haberci

Gözde Et Büyümesi Vakaları Artıyor: 4 Kritik Risk Faktörüne Dikkat!

haberci

Diş İpi Yanlış Kullanıldığında Diş Eti Travmasına Yol Açabilir!

haberci
Yükleniyor....

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası