Canlı yayın26 Ağustos 2026 Çarşamba
💵 Dolar 48,1240 %0,06💶 Euro 56,1851 %-0,03💷 Sterlin 65,6738 %-0,02🥇 Gram Altın 7.180,90 %-0,31🪙 Çeyrek Altın 11.652,08 %0,00₿ Bitcoin $79.031 %-1,60Ξ Ethereum $2.467 %-1,14💵 Dolar 48,1240 %0,06💶 Euro 56,1851 %-0,03💷 Sterlin 65,6738 %-0,02🥇 Gram Altın 7.180,90 %-0,31🪙 Çeyrek Altın 11.652,08 %0,00₿ Bitcoin $79.031 %-1,60Ξ Ethereum $2.467 %-1,14
🌤️ İstanbul 22°C☀️ Ankara 20°C☀️ İzmir 23°C☀️ Erzincan 20°C☀️ Antalya 25°C🌤️ İstanbul 22°C☀️ Ankara 20°C☀️ İzmir 23°C☀️ Erzincan 20°C☀️ Antalya 25°C

Kadın Arkadaşlıkları Ruh Sağlığını Güçlendiriyor

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, kadın arkadaşlıklarının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, sağlıklı ve sağlıksız arkadaşlık ilişkilerini ve aşırı kıyaslamanın psikolojik sonuçlarını değerlendirdi.

Arkadaşlıklar duygusal ihtiyaçları karşılıyor

İnsanın doğduğu andan itibaren ilişki kurarak var olduğunu belirten Erol, güven duygusu, aidiyet hissi ve duygusal düzenleme becerilerinin yaşamın ilk yıllarında bakım verenle kurulan ilişki içinde gelişmeye başladığını söyledi. Yetişkinlikte bu ihtiyaçların önemli bir kısmının arkadaşlık ilişkileri aracılığıyla karşılandığını aktaran Erol, özellikle kadınların birbirleriyle kurduğu arkadaşlıkların; duyguların ifade edilmesi, zor yaşam olaylarıyla baş edilmesi ve psikolojik dayanıklılığın desteklenmesi açısından ruh sağlığında önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.

Güvenilir arkadaşlıklar stresle baş etmeyi kolaylaştırıyor

Psikolojik sağlamlığın yalnızca bireysel özelliklerden oluşmadığını, kişinin çevresinden aldığı sosyal desteğin de önemli bir belirleyici olduğunu vurgulayan Erol, kadın arkadaşlıklarında sıklıkla görülen empatik dinleme, karşılıklı duygusal paylaşım ve onaylanma hissinin yoğun stres dönemlerinde koruyucu bir işlev üstlenebileceğini söyledi. Yaşanan olayı biriyle konuşabilmenin, zihinde tekrar eden düşüncelerin organize edilmesine, duyguların düzenlenmesine ve olayın daha gerçekçi değerlendirilmesine yardımcı olduğunu dile getirdi.

Erol, klinik gözlemlerin güçlü sosyal desteğe sahip bireylerin kriz dönemlerinde daha esnek baş etme stratejileri geliştirebildiğini gösterdiğini belirterek, psikoloji literatüründe sosyal desteğin depresyon ve anksiyete açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak kabul edildiğini ifade etti. Güven duyulan bir arkadaşın varlığının, kişinin yaşadığı yükü paylaşmasını kolaylaştırdığını ve yalnızlık algısını azalttığını söyledi. Ayrıca güvenli sosyal etkileşimler sırasında oksitosin salınımının artmasının stres sisteminin daha dengeli çalışmasına katkı sağlayabileceğini ve kişinin kendini daha sakin ve güvende hissetmesini destekleyebileceğini ekledi.

Her arkadaşlık ruh sağlığını güçlendirmiyor

Her arkadaşlığın aynı etkiyi yaratmadığına dikkat çeken Erol, sürekli eleştirildiği, küçümsendiği veya değersiz hissettirildiği ilişkilerin kişinin ruh sağlığını güçlendirmek yerine psikolojik yükünü artırabileceğini belirtti. Koruyucu olan unsurun ilişkinin varlığı kadar niteliği olduğunu vurguladı. Çocuklukta arkadaşlıkların ortak oyunlar ve aynı ortamı paylaşmak üzerinden doğal biçimde geliştiğini, yetişkinlikte ise zamanın büyük bölümünün iş, aile ve sorumluluklara ayrıldığını ifade etti. Yeni insanlarla karşılaşma fırsatlarının azaldığını, güven geliştirmek için gereken zamanın kısıtlandığını söyledi. Yaşam deneyimleri arttıkça insanların ilişkiler konusunda daha seçici davranmaya başladığını, geçmiş hayal kırıklıkları ve güven ihlallerinin yeni bağlar kurmayı zorlaştırabildiğini ancak yetişkinlikte kurulan arkadaşlıkların daha yavaş gelişse de çoğu zaman daha derin ve kalıcı olabildiğini belirtti.

Sosyal medya kıyaslamayı görünür kılıyor

Sosyal Karşılaştırma Teorisi’ne göre insanların kendi yeterliliklerini değerlendirebilmek için çevrelerindeki insanlarla karşılaştırma yaptıklarını belirten Erol, bu eğilimin herkes için doğal olduğunu ancak kişinin öz değeri büyük ölçüde dış onaya bağlı olduğunda kıyaslamanın daha yoğun yaşanabileceğini söyledi. Kadınların toplum tarafından çoğu zaman görünüş, gençlik, annelik, kariyer, ilişki durumu ve bakım verme rolleri üzerinden değerlendirildiğini hatırlatan Erol, başarı ölçütlerinin sınırlı ve rekabetçi biçimde sunulmasının kadınların aynı kaynaklar için yarışıyormuş gibi hissetmelerine yol açabileceğini ifade etti. Sosyal medyanın sürekli seçilmiş başarı hikâyeleri ve idealize edilmiş yaşamlar göstererek bu karşılaştırmaları daha görünür hâle getirdiğini belirtti. Yoğun kıyaslamanın çoğu zaman değersizlik, yetersizlik ve reddedilme korkusunun dışavurumu olduğunu, başkasının başarısının tehdit gibi algılandığında sorunun çoğunlukla diğer kişinin başarısından değil, kişinin kendi benlik değerini nasıl deneyimlediğinden kaynaklandığını söyledi.

Arkadaşlık ve psikoterapi farklı ihtiyaçlara hizmet ediyor

Güvenli arkadaşlık ilişkilerinin rekabetten çok iş birliğini beslediğini vurgulayan Erol, empati, karşılıklı destek ve birlikte gelişebilme kapasitesinin kadın arkadaşlıklarının ruh sağlığı üzerindeki en güçlü etkilerinden biri olduğunu ifade etti. Yakın arkadaşlıkların önemli bir destek kaynağı olduğunu belirten Erol, ancak her ilişkinin taşıyabileceği duygusal yükün farklı olduğunu, sürekli aynı sorunları konuşmanın arkadaşın duygusal kapasitesini zorlayabileceğini ve ilişkinin dengesini bozabileceğini söyledi. Sağlıklı arkadaşlıklarda karşılıklı destek kadar karşılıklı sınırların da olduğunu belirten Erol, arkadaşlık ile psikoterapinin farklı ihtiyaçlara hizmet ettiğini ifade etti. Arkadaşın yaşamın içinde yanında yürüyen kişi olduğunu, psikoloğun ise bilimsel bilgi ve etik çerçeve içinde ruhsal süreçlere eşlik eden uzman olduğunu söyledi. Yoğun kaygı, depresyon, travma belirtileri, işlevsellikte belirgin kayıp veya intihar düşünceleri gibi durumlarda profesyonel desteğin sürecin temel parçası olması gerektiğini vurguladı.