Son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları, toplumda bireysel silahlanma ve şiddetin kökenlerine dair ciddi soru işaretleri doğurdu. Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aylin Yalçın Sarıbey, bu olayların basit bireysel eylemler olmadığını, çok katmanlı bir sosyal sorunun yansıması olduğunu vurgulayarak önemli açıklamalarda bulundu.
Silah Edinmenin Üç Temel Psikolojik Nedeni
Prof. Dr. Sarıbey, bireylerin ateşli silah sahibi olma motivasyonlarını üç ana başlık altında inceledi. İlk olarak, insanların savunma ihtiyacı ile hareket ettiğini belirtti. Suç mağduru olma korkusu ve güvenlik sistemlerine duyulan güvensizlik, silahı son çare olarak görmelerine yol açıyor. İkinci motivasyon ise kültürel aidiyet hissi. Silah, ailevi geleneklerin, avcılık veya atıcılık gibi alt kültürlerin bir parçası olarak sosyalleşme aracı işlevi görüyor. Üçüncü ve kritik neden ise psikolojik kimlik inşası. Silah, bireye kaybolan kontrol duygusunu geri veriyor ve maskülen bir güç sembolü olarak algılanıyor.
Dijital Dünya ve ‘Silah Etkisi’ Tehlikesi
Medya ve dijital içeriklerin gençler üzerindeki etkisine dikkat çeken Sarıbey, filmler, diziler ve video oyunlarında silahın estetik bir unsur gibi sunulmasının tehlikelerine değindi. “Ekrandaki başarılı karakterlerin sorunları silahla çözdüğünü gören gençler, iletişim yerine fiziksel gücü merkeze koymaya başlıyor” diyen uzman, bu durumun akran zorbalığını silahlı saldırılara dönüştürme riskini artırdığını ifade etti. Ayrıca, ‘Silah Etkisi’ teorisine atıfta bulunarak, korunma amacıyla bile olsa silahın varlığının saldırganlık dürtülerini tetikleyebileceğini vurguladı.
Şiddetin Gündelikleşmesi ve Güvensizlik Algısı
Şiddetin toplumda sıradanlaştığına işaret eden Prof. Dr. Sarıbey, sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın bireyleri duyarsızlaştırdığını kaydetti. Eskiden namus veya husumet temelli olan silahlı olayların, artık trafik tartışması veya sosyal medya atışması gibi sıradan sebeplere indirgendiğini belirtti. Modern şehir hayatının getirdiği belirsizlikler, suç oranlarına dair artan algı ve cezaların caydırıcılığına duyulan güvensizlik, bireyleri kendi güvenliklerini sağlama düşüncesine itiyor. Silah, bu noktada yapay bir kontrol hissi sunarak, özellikle ataerkil toplumlarda otorite ve statü simgesine dönüşüyor.
Çözüm Önerileri: Denetim, Eğitim ve Psikososyal Destek
Prof. Dr. Aylin Yalçın Sarıbey, sorunun çözümü için kapsamlı öneriler sıraladı. İlk adım, ateşli silahlara erişimi sınırlamak. Bunun için:
- Silah temin denetimlerinin artırılması,
- Var olan silahların dolaşımdan çekilmesi için ceza muafiyeti ve teşvik sistemleri uygulanması,
- Ruhsatsız silah taşıma cezalarının ağırlaştırılması gerekiyor.
Okullarda ise risk grubundaki çocukların erken tespiti ve psikososyal destek almaları kritik önem taşıyor. Öfke kontrolü ve çatışma çözme becerilerine yönelik zorunlu programların periyodik olarak uygulanması öneriliyor.
‘Bulaşıcı Etki’ Uyarısı ve Haber Dilinin Rolü
Son olarak, Prof. Dr. Sarıbey, bu tür saldırıların ardından “bulaşıcı etki” riskine dikkat çekti. Büyük yankı uyandıran olayların, sosyal medyada çok görünür kılınmasının benzer eylemlerin yaşanma ihtimalini artırdığını vurguladı. Bu nedenle, haber dilinin dikkatli kullanılması, şiddetin normalize edilmesinden kaçınılması ve psikolojik destek mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi gerektiğini söyledi.
“Çocuklarımız geleceğimizdir, her birinin sağlıklı bireyler olması tüm toplumun sorumluluğundadır”
diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı