Diyanet İşleri Başkanlığı, yurt dışı teşkilatlarında görev yapan bazı personelin, yardım ve hac paralarını kullanarak eğlence mekanlarına gittiği ve eskort hizmeti aldığı iddialarını doğruladı. Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, TBMM’de yaptığı açıklamada, skandalın 2019 yılında soruşturulduğunu ve ilgili personelin görevine son verildiğini belirterek, kurumun üzerine düşeni yaptığını savundu.
Skandalın Kronolojisi ve İddiaların Doğrulanması
Avusturya’nın başkenti Viyana’da görev yapan iki Din Hizmetleri Müşaviri hakkındaki iddialar, ilk olarak 2025 yılında gündeme geldi. Haberlere göre, bu personeller, bağış, hac ve kurban paralarının biriktirildiği hesapları kullanarak lüks eğlence mekanlarına gitmiş ve eskortlarla birlikte olmuştu. 63 adet kuruluşu yöneten ATİB tarafından şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu da öne sürüldü. Karaca, bu iddiaların aslında 2019’da Diyanet’e ulaşan bir şikayet üzerine soruşturulduğunu açıkladı.
BirGün gazetesinden Mustafa Bildircin’in haberine dayanan açıklamada, Karaca, “2025 yılında gündeme gelmiş olan ama 2019 yılında Başkanlığımıza ulaşan bir şikâyet üzerine Başkanlığımız Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından soruşturulmuş ve olaya adı karışan bütün personelin görevine son verilmiştir” ifadelerini kullandı. Bu ifade, skandalın varlığını resmen teyit etmiş oldu ve kurumun iç denetim mekanizmasının işlediğini gösterdi.
Diyanet’in Tepkisi ve Alınan Önlemler
Fatih Mehmet Karaca, Diyanet’in konuyla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürüttüğünü ve her aşamada idari ve disiplin hükümlerine uygun hareket edildiğini vurguladı. Skandala adı karışan personelin kurumla ilişkisinin tamamen kesildiğini belirten Karaca, sistemin sağlıklı işlediğini savundu. Bu gelişme, Diyanet’in yolsuzluk iddialarına karşı sıfır tolerans politikası izlediğine dair bir mesaj olarak yorumlandı.
Karaca’nın açıklamaları, kurumun şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlılığını göstermekle birlikte, insan faktöründen kaynaklanan hataların kaçınılmaz olabileceğine de işaret etti.
“İnsanın olduğu yerde maalesef istenmese de birtakım hatalar olabilir ve bu hatalar tespit edildiğinde bunun üstünün kapanması ve benzeri herhangi bir şey yapılması asla söz konusu değildir”
şeklinde konuşan Karaca, benzer olayların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alındığını ima etti.
Skandalın Yansımaları ve Kamuoyu Değerlendirmesi
Bu skandal, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yurt dışı teşkilatlarının denetim mekanizmalarının sorgulanmasına neden oldu. Özellikle yardım paraları gibi hassas fonların yönetiminde daha sıkı kontrollerin gerekli olup olmadığı tartışma konusu haline geldi. ATİB’in suç duyurusu, konunun hukuki boyutunun da devam ettiğini gösteriyor.
Milletvekillerinin Avusturya’daki gelişmelere yönelttiği sorular, siyasi arenada da konunun önemini ortaya koydu. Karaca’nın TBMM’deki açıklamaları, skandalın sadece medyatik bir haber olmanın ötesinde, kurumsal bir sorun olarak ele alındığını gösterdi. Bu durum, kamuoyunun güveninin yeniden tesis edilmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Diyanet’in bu açıklamaları, skandalın üzerinin örtülmediğini ve gerekli idari tedbirlerin zamanında alındığını vurguluyor. Ancak, benzer olayların tekrarlanmaması için denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve şeffaflığın artırılması bekleniyor. Kamuoyu, kurumun bu tür iddialara karşı daha proaktif bir tutum sergilemesini talep edebilir.
Kaynak: Sözcü