Sağlıklı bir toplumun inşasında diyetisyenlerin oynadığı kritik rol, yalnızca kilo yönetimiyle sınırlı kalmıyor. Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, bu mesleğin hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde de hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. 6 Haziran Diyetisyenler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, doğru beslenme alışkanlıklarının toplum sağlığının temelini oluşturduğunu belirten Alphan, diyetisyenlerin bu sürecin en önemli aktörlerinden biri olduğunu ifade etti.
Tarih Boyunca Beslenmenin Önemi
Prof. Dr. Alphan, beslenmenin insan sağlığı üzerindeki etkisinin antik çağlardan beri bilindiğine dikkat çekiyor. M.Ö. 2500 yıllarına ait Babil taş tabletlerinde bile hastalıklara karşı beslenme önerilerinin yer aldığını söyleyen Alphan, tıbbın babası Hipokrat’ın
“Diyetle tedavi edebileceğiniz hallerde ilaç tavsiye etmeyiniz”
sözünü hatırlatarak, günümüzde pek çok hastalığın önlenmesi ve tedavisinde diyetin rolünün bilimsel araştırmalarla kanıtlandığını dile getirdi. Bu bağlamda, diyetisyenlik mesleğinin tarihsel köklerinin derin olduğu ve günümüzde daha da önem kazandığı anlaşılıyor.
Diyetisyenlik Mesleğinin Gelişimi ve Türkiye’deki Durumu
Diyetisyenlik mesleğinin modern anlamda ortaya çıkışı 1899 yılında Amerika’da gerçekleşti. O tarihten önce diyetler doktorlar tarafından belirlenir ve hemşireler aracılığıyla hastalara ulaştırılırdı. Türkiye’de ise ilk diyetisyenlik eğitimi Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde başladı ve ilk mezunlar 1965 yılında verildi. Prof. Dr. Alphan, bölümün kurucusu ve Türkiye’de diyetisyenlik mesleğinin öncüsü olan Prof. Dr. Ayşe Baysal‘ı rahmetle anarak, bugün 100’ü aşkın üniversiteden mezun olan diyetisyenlerin hastanelerden yemek şirketlerine, spor merkezlerinden diğer sağlık kuruluşlarına kadar geniş bir yelpazede görev yaptığını belirtti.
Koruyucu Sağlıkta Diyetisyenin Rolü
Toplumda diyetisyenlerin sadece kilo verme veya alma süreçlerinde danışıldığı yaygın bir yanılgı bulunuyor. Prof. Dr. Alphan, bu algının eksik olduğunu vurgulayarak diyetisyenlerin diyabet, böbrek hastalıkları, kanser ve sindirim sistemi rahatsızlıkları gibi birçok kronik hastalığın beslenme tedavisinde uzmanlaştığını ifade ediyor. Ayrıca, ailesinde diyabet öyküsü olan sağlıklı bireylerin doğru beslenme ve fiziksel aktivite ile hastalığa yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabileceğini belirten Alphan, diyetisyenlerin koruyucu sağlık hizmetlerindeki kritik rolüne dikkat çekiyor.
Tıbbi Beslenme Tedavisinin Önemi
Günümüzde tıbbi beslenme tedavisi, sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Prof. Dr. Alphan, yeterli ve dengeli beslenmenin tedavi başarısını artırdığını, hastaneye başvuru oranlarını azalttığını ve yatış sürelerini kısalttığını belirtiyor. Araştırmalar, doğru beslenme uygulamalarının hastaların hastanede kalış süresini 3 ila 2 gün kısalttığını gösteriyor. Bu da diyetisyenlerin sağlık sistemine maliyet etkinliği açısından önemli katkılar sağladığını ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, diyetisyenler yalnızca kilo yönetimi değil, aynı zamanda hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve yaşam kalitesinin artırılmasında kilit bir rol oynuyor. Prof. Dr. Alphan, diyetisyenlerin 4 yıllık lisans eğitimi boyunca yüzlerce hastalığa özgü beslenme tedavilerini öğrendiğini ve bu bilgiyi toplum sağlığı için kullandığını vurguluyor. Gelecekte, diyetisyenlik mesleğinin koruyucu sağlık hizmetlerindeki önemi daha da artacak gibi görünüyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı