Çocukların Sessizliği Bir Yardım Çığlığı: Uzman Uyardı

Çocukların Sessizliği Bir Yardım Çığlığı: Uzman Uyardı

Bir çocuğun maruz kaldığı şiddet karşısında sessiz kalması, çoğu zaman yanlış yorumlanıyor. Oysa bu sessizlik, sandığımız gibi bir tepkisizlik değil; aksine, korku, utanç ve çaresizlikle örülü bir hayatta kalma stratejisi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, 4 Mayıs Uluslararası Şiddet Mağduru Çocuklar Günü vesilesiyle, şiddet ve zorbalığa uğrayan çocukların neden susmayı tercih ettiğini anlattı.

Sessizlik Bir Korunma Yöntemi Olabilir

Klinik Psikolog Ülkü’ye göre, şiddet mağduru çocukların bir kısmı yardım isterken bağırmak, kapıyı çarpmak ya da yüksek sesle itiraz etmek yerine sessizliği seçiyor. Ancak bu sessizlik bir boşluk değil; içi korku, utanç ve çaresizlikle dolu bir alan. Ülkü, “Çocuk, tehdit karşısında bedensel ve duygusal olarak kilitlenir. Ne söyleyeceğini bilemez, hareket edemez, sanki sahnenin içinde ama kendisi yokmuş gibi hisseder. Bu durum, güçsüzlükten çok, beynin kendini koruma biçimidir.” dedi.

Akran zorbalığına maruz kalan çocukların kendini savunmaması ya da durumu yetişkinlerle paylaşmaması, dışarıdan bakıldığında tepkisizlik gibi görünse de aslında bir hayatta kalma stratejisi. Bu strateji, çocuğun güçsüzlüğünden değil, beyninin otomatik koruma mekanizmasından kaynaklanıyor.

Sessizliğin Arkasındaki Görünmez Nedenler

Çocukların yaşadıklarını anlatmamasının ardında bir dizi karmaşık duygu yatıyor. Ülkü, bu nedenleri şöyle sıraladı:

  • “Söylersem daha kötüsü olur” korkusu
  • “Ben bir şey yaptım, hak ettim” gibi içselleştirilmiş suçluluk
  • “Kimse bana inanmaz” düşüncesi
  • Zorbanın aynı sınıfta olması ya da arkadaş grubunun dağılacağı kaygısı
  • Daha önce yardım isteyip sonuç alamamış olmak

Bütün bu etkenler çocuğu sessizliğe iter ve kendini korumanın yolunu görünmez olmakta bulur. Ancak sessizlik, ipuçlarıyla konuşur: Okula gitmek istemeyen, ders başarısı aniden düşen, içine kapanan ya da tam tersine öfke patlamaları yaşayan bir çocuk aslında bir şey anlatıyordur. Sık sık karın ağrısı, baş ağrısı, eşya kaybetme veya arkadaşlardan uzaklaşma gibi belirtiler de önemli sinyaller. Dijital dünyada ise telefonunu saklayan, mesajlardan kaçınan bir çocuk siber zorbalığın hedefi olabilir.

Çocuk Yalnız Bırakılmamalı

Her durumun dinamiği farklı olsa da, Ülkü çocuklara öğretilmesi gereken temel yolları sıraladı: Güvenli değilse ortamdan uzaklaşmak, kalabalığa yönelmek, güvendiği bir yetişkinden yardım istemek ve sınır koyan kısa cümleler kullanmak. “Bunu istemiyorum”, “dur”, “bana dokunma” gibi net ifadeler, çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırır. Özellikle siber zorbalıkta kanıtları silmeden saklamak da kritik. En önemlisi ise çocuk yalnız kalmamalı.

Hayır deme ve sınır koyma becerisinin bir günde öğrenilmediğine vurgu yapan Ülkü, bu becerilerin evde ve okulda tekrar ederek, deneyimleyerek geliştiğini belirtti. Çocuklara duygularını tanıma ve rahatsızlık hissettiklerinde bunu ifade etme alanı açılmalı. Küçük yaşlardan itibaren “istemiyorsan hayır diyebilirsin” mesajını duyan bir çocuk, zorbalık karşısında daha güçlü durabilir. Burada en önemli model yine yetişkinler: Kendi sınırlarını sağlıklı şekilde ifade eden bir ebeveyn, çocuğuna en etkili dersi verir.

Toplumsal Güven Alanı Şart

Çocukların yardım isteyebilmesi için bireysel çabaların yanı sıra toplumsal bir güven alanına ihtiyaç var. Ülkü, okulların açık kapı politikası benimsemesi, zorbalıkla ilgili net ve uygulanabilir kurallar koyması, çocukların kendilerini ifade edebileceği güvenli alanlar yaratması gerektiğini söyledi. Aileler ise yargılamadan dinleyen, suçlamadan anlayan bir tutum benimsemeli. “Sana inanıyorum, bu senin hatan değil ve birlikte çözebiliriz” cümlesi, bir çocuğun dünyasında çok büyük bir yer açar. Medya da yardım aramayı zayıflık değil, cesaret olarak gösteren bir dil kullanmalı.

4 Mayıs Uluslararası Şiddet Mağduru Çocuklar Günü, yalnızca bir farkındalık günü değil; çocukların duyulmayan seslerini gerçekten duymaya başlamak için bir hatırlatma. Bir çocuğu korumanın ilk adımı, onun söyleyemediklerini fark edebilmektir.

İlgili Haberler

Keçiören Belediyesi’nden Personeline Kadın Sağlığı Semineri: Üreme Bilinci Artırılıyor

haberci

Keçiören’de Kadınlara Psikososyal Destek: 4 Haftalık Program Başladı

haberci

Bayrampaşa’da Kanser Farkındalık Eğitimi: Yılda 230 Bin Vakaya Dikkat Çekildi

haberci
Yükleniyor....

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası