Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde konuşan uzmanlar, küresel ekonominin sıcak çatışma eşiğinde olduğunu ve yatırımcıların artık sadece yüksek kazanç değil, istikrarlı bir ortam aradığını vurguladı. Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, jeopolitik gerilimlerin lojistikten hammaddeye tüm zincirleri etkilediğini belirterek sermaye hareketlerindeki temel kriterin değiştiğine dikkat çekti.
Zirveden Çarpıcı Tespitler
Capital, Ekonomist ve Start Up dergilerinin bu yıl 15’inci kez düzenlediği Uluslararası Ekonomi Zirvesi, ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ temasıyla gerçekleşti. Tera Finans Grubu’nun ana sponsor olduğu etkinlikte, Garanti BBVA’nın desteklediği ilk panelde küresel ekonomi masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü TEPAV Ekonomik ve Yapısal Politikalar Merkezi Direktörü Dr. Burcu Aydın’ın üstlendiği oturumda, Türkiye’nin üç yıldır süren parasal sıkılaşma sürecine rağmen enflasyonun hane halkı ve reel sektör üzerindeki baskısı tartışıldı.
Dr. Aydın, merkez bankasının faiz artışları ve rezerv satışlarından oluşan politika paketine yöneldiğini ifade ederken, küresel ölçekte yeni şoklarla karşı karşıya kalındığının altını çizdi. Bu değerlendirme, ekonomideki belirsizlik ortamının ne kadar derin olduğunu gözler önüne serdi.
Barış İçin Radikal Öneri ve Ekonomik Beklentiler
TED Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, dünyada beklenen yakınlaşma yerine belirgin bir ayrışma yaşandığını savundu. İran savaşı bağlamında kalıcı barışın zorluğuna değinen Han, şok edici bir tespitte bulundu:
“Üç ülkede birden rejim değişimi gerekiyor. ABD’de, İsrail’de ve İran’da. Bu üç ülkenin üçünde de rejim değişmeden bu bölgede kalıcı bir barış tesis edilmesi pek bir imkan dahilinde değil.”
Han, kısa vadeli jeopolitik risklere karşın, Türkiye’nin uzun vadede bu kırılma sürecinden fırsatlar yaratabileceğini öne sürdü.
Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Hakan Kara ise merkez bankalarının rolüne ilişkin önemli uyarılarda bulundu. “Merkez bankası tek başına dünyayı kurtaramaz” diyen Kara, maliye politikasının en az para politikası kadar belirleyici olduğunu vurguladı. Türkiye’nin şoklara karşı dayanıklılığını öven Kara, enflasyon konusunda iyimser olmasa da, belirsizlikler azaldığında kredi notu artışı sürecinin yeniden başlayabileceğini öngördü.
Sermayenin Yeni Arayışı ve Türkiye’nin Konumu
Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, sermaye hareketlerindeki paradigma değişimini net bir şekilde ortaya koydu. Mert’e göre, küreselleşme sona ermese de jeopolitik partnerlikler ticari ilişkileri belirler hale geldi. Sıcak çatışma tehdidinin lojistik ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilediğini belirten Mert, sermayenin öngörülebilir ortam aradığını tekrarladı.
Türkiye ekonomisinin avantajlarına da değinen Mert, sanayi kapasitesi, nitelikli insan kaynağı ve düşük kamu borçluluğunun fırsatlar sunduğunu ifade etti. Ancak yüksek enflasyon gibi kırılganlıkların sermayeyi kısa vadeli davranmaya ittiğini ekledi. “Enflasyon kalıcı olarak yüzde 20’nin altına inecek mi?” sorusunun cevapsız kaldığını belirten Mert, belirsizlikler azaltıldığında sermaye akışının artacağı görüşünü paylaştı.
Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kamil Yılmaz ise küreselleşme sürecindeki kırılmalara dikkat çekti. Dünyanın en büyük ithalatçısının tarife uygulamaları ve Çin’in karşı hamlelerinin ticareti daralttığını vurgulayan Yılmaz, uzun vadede bu durumun herkesin aleyhine sonuçlanacağı uyarısında bulundu.
Ekonomik Geleceğe İlişkin Çıkarımlar
Zirvede öne çıkan ortak tema, küresel ekonominin jeopolitik gerilimlerle şekillendiği ve sermayenin risk algısının temelden değiştiği oldu. Uzmanlar, Türkiye’nin dayanıklılık potansiyeline sahip olmakla birlikte, öngörülebilirliği artıracak politikalar geliştirmesi gerektiği konusunda hemfikir. Enflasyonla mücadele, maliye politikası koordinasyonu ve jeopolitik belirsizliklerin yönetimi, önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları olarak öne çıkıyor. Sermaye akışlarının canlanması için, bu alanlarda somut adımlar atılması bekleniyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı