Parkinson hastalığıyla mücadelede tek bir uzmanın değil, sekiz farklı tıp disiplininin bir arada çalışmasının hastaların yaşam standartlarını önemli ölçüde yükselttiği ortaya kondu. Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi’nin Dünya Parkinson Günü dolayısıyla düzenlediği panelde, multidisipliner yaklaşımın tedavi süreçlerine getirdiği çarpıcı faydalar hasta ve uzman katılımcılar tarafından detaylıca paylaşıldı.
Takım Oyunu ile Kişiye Özel Tedavi
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Parkinson’un yönetiminin bir ekip işi olduğunu vurguladı. Kocabıçak, hastalığın teşhisinden başlayarak tedavi ve takip aşamalarında nöroloji, beyin cerrahisi, psikiyatri, nöropsikoloji, fizyoterapi, ergoterapi, dil terapisi ve beslenme uzmanlıklarının koordineli çalışmasının kritik önem taşıdığını belirtti. Bu iş birliğinin, hastanın bireysel ihtiyaçlarının tespit edilmesini ve tedavi planının kişiye özel şekillenmesini sağladığını ifade etti.
Beyin Pili Uygulamasında Kritik Seçim
Parkinson tedavisinde sıklıkla başvurulan bir yöntem olan Derin Beyin Stimülasyonu, yani halk arasında bilinen adıyla beyin pili uygulamasının detayları da masaya yatırıldı. Prof. Dr. Kocabıçak, bu tekniğin hastalığı tamamen iyileştirmediğini, ancak semptomların şiddetini azalttığını açıkladı. Başarılı sonuçlar için doğru hasta seçiminin hayati önemde olduğunu vurgulayan Kocabıçak, karar sürecinin tek bir cerrahın değil, hareket bozuklukları nöroloğu da dahil olmak üzere geniş bir ekibin değerlendirmesiyle yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Panelde, hastalığın erken belirtilerinden tedavi yöntemlerine kadar pek çok konu uzman isimler tarafından ele alındı. Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke erken teşhisin önemine değinirken, Dr. Öğr. Üyesi Seda Bostan hareket dışı belirtileri, Doç. Dr. Zeynep Tüfekçioğlu ise tedavi hedeflerini anlattı. Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ali Osman Muçuoğlu, beyin pilinin nasıl yardımcı olduğunu teknik detaylarıyla sundu.
Psikolojiden Beslenmeye Bütünsel Bakış
Parkinson’un yalnızca fiziksel değil, psikiyatrik etkileri de panelin gündemindeydi. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Filiz Karalar ve Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, hastalığın psikolojik semptomları ile Derin Beyin Stimülasyonu’nun bu semptomlara etkisi konularında bilgilendirmede bulundu. Bu gelişmelerin ardından, nöropsikolojik değerlendirmenin önemi Dr. Öğr. Üyesi Fatma Göral tarafından vurgulandı.
İletişim, ses ve yutma bozukluklarının yönetimi Dr. Öğr. Üyesi Merve Savaş tarafından ele alınırken, fizyoterapinin etkileri Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli tarafından aktarıldı. Panel, Atlas Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Nilay Cansever‘in Parkinson hastalığında beslenmenin rolüne dair sunumuyla son buldu. Bu kapsamlı yaklaşım, hastalığın her yönüyle ele alındığını gösterdi.
Hasta Deneyimleri Işığında Süreç
Etkinliğe katılan Parkinson hastaları da tedavi süreçlerine dair kişisel deneyimlerini paylaşarak panele canlı bir boyut kattı. 54 yaşındaki öğretmen Zeliha Bozkurt, 10 yıldır mücadele ettiği hastalık sürecinde yaşadığı zorlukları ve multidisipliner yaklaşımdan nasıl faydalandığını anlattı. Hasta katılımları, teorik bilgilerin pratikteki yansımalarını somutlaştırdı.
Sonuç olarak, düzenlenen panel Parkinson hastalığıyla mücadelede geleneksel tek disiplinli yaklaşımların ötesine geçilmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koydu. Farklı uzmanlık alanlarının senkronize çalışmasının, tedavi başarısını artırmanın yanı sıra hastaların günlük yaşam kalitelerinde gözle görülür iyileşmeler sağladığı vurgulandı. Bu kapsamlı iş birliği modelinin yaygınlaşması, gelecekte daha fazla hastanın daha etkin şekilde tedavi edilmesinin önünü açabilir.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı