Modern insanın dijital çağın getirdiği belirsizlik ve anlam kriziyle boğuştuğu bir dönemde, Kurban Bayramı gibi dini ritüeller psikolojik, toplumsal ve kültürel açıdan önemli bir rol oynuyor. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu ibadetlerin bireyin bencillikten sıyrılıp paylaşma ve sorumluluk bilinci kazanmasına nasıl katkı sağladığını detaylandırdı.
Maddi Unsurların Ardındaki Anlamı Kavramak
Prof. Dr. Tarhan, insanın bencillik, dünyacılık ve hazcılık ekseninde adeta bir hapishanede yaşadığını belirterek, bu durumun kişiyi mala, mülke ve şöhrete bağladığını ifade etti. “Esas olan, maddi unsurların arka planındaki anlamı kavramaktır” diyen Tarhan, kurban ibadetinin bu çerçeveyi kırmak için bir fırsat sunduğunu vurguladı. “Kurban” kelimesinin köken olarak “kurbiyet”ten geldiğini ve Allah’a yaklaşmayı ifade ettiğini söyleyen Tarhan, bu ibadetin hem manevi hem de mali bir boyuta sahip olduğunu dile getirdi.
Kurban ve zekat gibi mali ibadetlerin, bireyin sahip olduklarını paylaşmasını sağladığını ve toplumdaki dezavantajlı kesimlerin fark edilmesine katkıda bulunduğunu kaydeden Tarhan, “Özellikle yılda bir veya birkaç kez et tüketebilen insanların durumuna dikkat çekilmesi, bu ibadetin toplumsal yönünü güçlendiriyor” dedi. Bu ibadetlerin, bireyin yalnızca kendisi için yaşama eğilimini kırarak başkalarının ihtiyaçlarını fark etmesine yardımcı olduğunu ekledi.
Çocuklara Kurban Ritüeli Nasıl Anlatılmalı?
Kurban Bayramı’nın çocukların zihninde kolektif hafızanın bir parçası olarak yerleştiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu sürecin kültürel kimlik ve aidiyet duygusunu şekillendirdiğini söyledi. Ancak 0-6 yaş arası çocuklarda soyutlama becerisinin gelişmemiş olması nedeniyle, sevilen bir hayvanın kesilmesinin travmatik etki yaratabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle, küçük çocuklara ritüelin anlamının doğru bir şekilde açıklanması gerektiğini vurguladı.
Tarhan, çocuğa kurban anlatılırken bir canın yok oluşu yerine yaşam döngüsü ve paylaşımın ön plana çıkarılması gerektiğini ifade etti. “İnsanların kasaplardan et temin etmesi, hayvanların kesilmesi ve doğadaki besin döngüsü gibi örneklerle bu sürecin doğal bir yaşam zinciri içinde olduğu açıklanmalı” dedi. Ayrıca, ölümün yok oluş değil, bir geçiş ya da mekan değişimi olarak anlatılmasının çocukta oluşabilecek yoğun kaygıyı azaltabileceğini sözlerine ekledi.
Dijitalleşme Duygusal Küntleşmeye Yol Açıyor
Modern yaşamın ve dijital etkileşimlerin artmasının duygusal küntleşmeye neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumun insan beynindeki duygusal ayna nöronlar üzerinden açıklanabileceğini söyledi. İnsanlar arasındaki bilgi aktarımının büyük kısmının sözlü olmayan iletişimle gerçekleştiğine işaret eden Tarhan, “Ses tonu, vurgu, kelime seçimi ve söyleyiş biçimi gibi unsurlar duygusal etkide belirleyici olur. Ancak dijital iletişim bu doğal etkileşimi azaltarak duygusal küntleşmeye neden oluyor” dedi.
Buna karşılık, yüz yüze etkileşimlerin ve ritüellerin sağladığı anlam çerçevesinin belirsizliği azaltarak paylaşım ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini vurguladı. Tarhan, “Modern insanın en büyük sorunlarından biri belirsizlik. Ölümün açıklanamaması, özgürlük ve yalnızlık gibi kavramların anlamlandırılamaması bireyde kaygı oluşturur. Bu nedenle ritüellerin sağladığı anlam çerçevesi belirsizliği azaltarak paylaşım ve aidiyet duygusunu güçlendirir” şeklinde konuştu.
Sonuç olarak, Kurban Bayramı gibi ritüellerin hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli işlevler üstlendiği görülüyor. Prof. Dr. Tarhan’ın değerlendirmeleri, bu ibadetlerin modern insanın anlam arayışında nasıl bir yol gösterici olabileceğini ortaya koyuyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı