Medya sektörü, yapay zeka ve dijital teknolojilerin etkisiyle köklü bir dönüşüm geçiriyor. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, bu değişime ayak uyduranların kazançlı çıkacağını vurguluyor. Güngör, iletişim eğitiminin sektörün ihtiyaçlarına göre şekillenmesi gerektiğini belirterek, teknolojinin doğru kullanımının önemine dikkat çekiyor.
Medya Eğitiminde Yeni Dönem
Prof. Dr. Güngör, Üsküdar Üniversitesi olarak medya sektörüne nitelikli ve donanımlı profesyoneller yetiştirmeyi hedeflediklerini söylüyor. Bu amaca ulaşmanın yolunun sektörle sürekli temas ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etmekten geçtiğini ifade ediyor. Gelişen teknolojilerle üretim ilişkileri değişirken, sektörün ihtiyaçları da dönüşüyor. Toplumun medyadan beklentileri ve medyayı kullanma biçimleri de büyük bir değişim içinde.
Sosyal Medya Hayatın Merkezinde
Yaklaşık yirmi yıl önce sosyal medyanın hayatın bir parçası olmadığını hatırlatan Güngör, bugün ise toplumsal hareketliliğin neredeyse merkezine sosyal medyayı koyabildiğimizi belirtiyor. Bu nedenle iletişim alanında eğitim veren kurumların, sektördeki değişimi ve teknolojik dönüşümü dikkate alarak programlarını sürekli güncellemesi gerekiyor.
Yapay Zeka Medyayı Dönüştürüyor
Yapay zeka, birçok meslek alanında olduğu gibi medya sektöründe de önemli değişimlere yol açıyor. Güngör, dijital teknolojilerin gelişmesi ve yapay zeka süreçlerinin hayatımıza girmesinin belki de en çok medya alanını etkilediğini vurguluyor. Medyada üretim biçimleri, çalışma yöntemleri ve içerik üretim süreçleri büyük ölçüde değişti. Bu nedenle medya eğitimi veren kurumlar olarak yapay zeka temelli yeni ihtiyaçları dikkate almak ve eğitim programlarını buna göre güncellemek zorunda olduklarını ifade ediyor.
Sorun Teknoloji Değil, Kullanıcı
Teknolojik gelişmelere uyum sağlayamamaktan kaynaklanan sorunlara dikkat çeken Güngör, bazı olaylarda sosyal medyanın suçlu olarak görüldüğünü ancak asıl sorunun teknolojinin kullanım biçimi olduğunu belirtiyor. “Teknoloji suç işlemez; suçu insan işler.” diyen Güngör, sosyal medya veya yapay zeka gibi teknolojileri suçlamak yerine, bunları nasıl kullandığımızı sorgulamamız gerektiğini söylüyor.
Dijital Okuryazarlık Şart
Dijital okuryazarlık eğitiminin küçük yaşlardan itibaren verilmesi gerektiğini vurgulayan Güngör, dijital çağın içinde olduğumuzu ve bu teknolojilerle uyum içinde yaşamak zorunda olduğumuzu hatırlatıyor. Teknolojileri insanlığa fayda sağlasın diye geliştirenin de yine insan olduğunu belirten Güngör, yalnızca teknolojiyi üretmek değil, onu doğru kullanma kültürünü de geliştirmek gerektiğini ifade ediyor. Türkiye’deki temel sorunlardan birinin, teknolojilerle çok hızlı tanışmamıza rağmen yeterli farkındalık ve eğitim altyapısının oluşturulamaması olduğunu söylüyor. Bu nedenle dijital okuryazarlık ve dijital teknoloji okuryazarlığı büyük önem taşıyor.
Aileler de Dijital Dünyayı Öğrenmeli
Dijital teknolojileri tanıyan ve kullanan ebeveynlerin çocuklarını daha bilinçli şekilde yönlendirebileceğini belirten Güngör, Z ve Alfa kuşağı gibi yeni nesillerin dijital dünyanın içine doğarken, önceki kuşakların bu teknolojilere sonradan uyum sağlamaya çalıştığını hatırlatıyor. Bu durumun kuşaklar arasında önemli bir mesafe oluşturduğunu söyleyen Güngör, gençlerin kendilerini dijital dünyada daha yetkin gördükleri için önceki kuşakların bilgi ve deneyimlerinden yeterince yararlanma ihtiyacı hissetmeyebildiğini ifade ediyor. Bu nedenle kuşaklar arasındaki iletişimi güçlendirmek ve ortak bir dijital kültür oluşturmak her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Sonuç olarak, medya sektöründe başarılı olmak isteyenlerin yapay zeka ve dijital teknolojilere uyum sağlaması, bu alanlarda yetkinlik kazanması gerekiyor. Eğitim kurumları da bu dönüşüme ayak uydurarak müfredatlarını güncellemeli ve öğrencilerini geleceğin medya dünyasına hazırlamalı.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı