Babalar Günü yaklaşırken, Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer’den çarpıcı veriler geldi. Küresel bir araştırma, alt ve orta gelirli ülkelerde babaların %30’unun çocuklarıyla birlikte yaşamadığını ortaya koydu. Bu durumun başlıca nedeni ise ekonomik zorluklar ve uzun çalışma saatleri. Uzun mesafelerde çalışmak zorunda kalan babalar, çocuklarının büyüme sürecine tanıklık edemiyor.
Babaların Çocuk Gelişimindeki Kritik Rolü
Prof. Dr. Ülküer, babaların çocukların sosyal-duygusal gelişiminde ve hayata hazırlanmasında vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu vurguladı. İngiltere’de 2023-2025 yılları arasında yapılan bir araştırmaya göre, babanın çocuk bakımına katılımının olumlu etkisi annelerin etkisinden daha fazla. Ayrıca, babalar çocuklarının hayatına ne kadar erken dahil olursa, etkileri o kadar kalıcı oluyor. Geleneksel kültürlerde çocukların beş yaşına kadar baba kucağına alınmaması gibi uygulamalar, bu önemli bağın kurulmasını geciktiriyor.
Babalara Yönelik Destek Programları Yetersiz
Ebeveyn destek programlarının büyük çoğunluğu annelere odaklanıyor. Prof. Dr. Ülküer, babalara ulaşan programların etkisinin genellikle sınırlı kaldığını belirtti. Özellikle 0-6 yaş döneminde çocuklarıyla düzenli oyun oynayan baba oranı dünya genelinde düşük. Sadece Doğu Asya ve Pasifik ülkelerinde bu oran nispeten daha iyi. Babaların katılımının annelerin iyi oluş hali üzerinde de olumlu etkisi olduğu biliniyor.
“Babalar yalnızca anneye destek veren kişiler değil, ebeveynlik sürecinin aktif ve eşit bir parçası olarak kabul edilmelidir.” – Prof. Dr. Nurper Ülküer
Babaların Sessiz Kaygıları: Depresyon ve İntihar Riski
Babalar da ebeveynlik sürecinde yoğun psikolojik zorluklar yaşıyor ancak bu durum çoğu zaman göz ardı ediliyor. İngiltere’de yapılan bir araştırma, doğum öncesi ve sonrası dönemde babalardaki depresyon ve intihar oranlarının annelerdeki ruhsal sorunların yaklaşık dört katına ulaştığını gösterdi. Yeni baba olmuş 336 kişi üzerinde yapılan başka bir çalışmada ise babaların %41,1’inde orta veya yüksek düzeyde stres, %20,8’inde kaygı, %25,9’unda yoğun endişe ve %13,4’ünde depresyon belirtileri tespit edildi. Bu dönem, babaların bebekleriyle güçlü bir bağ kurması ve eşlerine destek olması açısından kritik öneme sahip.
Ruh Sağlığı Güçlü Babalar Aileyi Koruyor
Araştırmalar, ruh sağlığı iyi olan babaların eşlerinde doğum sonrası depresyon riskini azalttığını gösteriyor. Ancak babaların yalnızca %59’u kaygılarını eşleriyle paylaşabiliyor. %37’si arkadaşları veya aile üyeleriyle, %30’u aile hekimiyle, %23’ü sağlık çalışanlarıyla konuşabiliyor. Psikolojik destek alanların oranı ise sadece %10. Bu durum, babalara yönelik destek mekanizmalarının yetersizliğini ortaya koyuyor.
“Babalar Önemlidir” Girişimi Umut Veriyor
Bazı ülkeler bu konuda önemli adımlar atıyor. İngiltere Parlamentosu tarafından başlatılan “Babalar Önemlidir” (Fathers Matter) girişimi, partiler üstü bir parlamenter grup tarafından yürütülüyor. Bu girişim, babaların doğum öncesinden itibaren çocuklarının hayatında daha etkin rol almasını destekliyor. Farkındalık çalışmaları sayesinde binlerce babaya ulaşılıyor ve babalık rollerinin yeniden tanımlanması hedefleniyor. Prof. Dr. Ülküer, bu tür girişimlerin yaygınlaşması gerektiğini vurguluyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı