Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, artan hava sıcaklıklarının insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Uzman isim, özellikle 40 dereceyi aşan vücut sıcaklığının hayati risk taşıdığını vurgulayarak, kronik hastalığı bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Termal konfor bölgesi ve ideal koşullar
İnsan vücudunun en verimli çalıştığı sıcaklık aralığının 36,1-37,2 derece olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sur, ortam sıcaklığının 20-24 derece, nem oranının ise yüzde 40-60 seviyelerinde olması gerektiğini söyledi. Yüksek nemin terlemeyi zorlaştırarak sıcaklık hissini artırdığını, düşük nemin ise solunum yollarında kuruluğa yol açtığını dile getirdi. Araştırmalara göre, vücudun enerji harcamadan ısı dengesini koruyabildiği “termal konfor bölgesi” 22-25 derece sıcaklık ve yüzde 40-60 nem ile hafif hava akımı bulunan ortamlar olarak tanımlanıyor.
Aşırı sıcakların vücuda etkileri ve risk grupları
Prof. Dr. Sur, aşırı sıcakların vücudun ısı düzenleme sistemini zorladığını belirterek, terleme mekanizmasının yüksek nemde yetersiz kaldığını ve dehidratasyon (susuz kalma) riskinin arttığını kaydetti. En sık görülen sağlık sorunları arasında halsizlik, baş dönmesi, kas krampları, düşük tansiyon ve bayılma yer alıyor. Özellikle kalp, böbrek, diyabet ve solunum hastalığı olan bireylerin bu dönemde daha büyük risk altında olduğunu vurguladı. Sıcak çarpması ise vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan, acil müdahale gerektiren bir tablo olarak tanımlandı. Şiddetli baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, bulantı, kusma, nabız hızlanması ve bilinç kaybı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.
Korunma yöntemleri ve sıvı tüketimi
Prof. Dr. Sur, özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında kalınmaması gerektiğini belirtti. Fiziksel aktivitelerin sabah erken veya akşam serin saatlerde yapılmasını, açık renkli ve pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesini, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmasını önerdi. Susamayı beklemeden düzenli su tüketiminin önemine dikkat çeken uzman, sağlıklı erişkinlerin günde 2-3 litre su içmesi gerektiğini, terlemeyle kaybedilen minerallerin ayran, kefir veya maden suyu gibi içeceklerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Kafeinli ve alkollü içeceklerden uzak durulması, şekerli içeceklerin tüketilmemesi uyarısında bulundu.
Evde serin kalma önerileri
Ev ortamında serin kalmak için gündüz perdelerin kapalı tutulmasını, sabah ve akşam havalandırma yapılmasını, gereksiz elektrikli cihaz kullanımının azaltılmasını öneren Prof. Dr. Sur, klimaların 23-26 derece arasında ayarlanması ve filtrelerinin düzenli temizlenmesi gerektiğini söyledi. Soğuk havanın doğrudan kişiye üflenmemesi ve ani sıcaklık değişimlerinden kaçınılması gerektiğini vurguladı. Vantilatörlerin çok sıcak ortamlarda tek başına yeterli olmayabileceğini, özellikle yaşlı bireylerde uzun süre doğrudan hava akımı oluşturulmaması gerektiğini ekledi.
Son olarak, yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin sıcak havalardan daha fazla etkilendiğini belirten Prof. Dr. Sur, bu grupların günün sıcak saatlerinde dışarı çıkmaması, düzenli sıvı tüketmesi, ev ortamını serin tutması ve hafif beslenmesi gerektiğini ifade etti. Yakınlarının yaşlı bireylerin sıvı alımını takip etmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı