Son iki gün içinde Türkiye’de yaşanan iki ağır okul saldırısı, eğitim kurumlarının güvenliği konusunu yeniden acil bir gündem maddesi haline getirdi. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsmail Barış, bu şiddet olaylarını değerlendirerek, yalnızca fiziki önlemlerin değil, sistemik sosyal hizmet müdahalelerinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Barış’ın açıklamaları, olayların ardından başlatılan soruşturmalar ve getirilen yayın yasağına dikkat çekerken, köklü çözümler için somut adımların şart olduğunu ortaya koydu.
Olayların Kronolojisi ve İlk Tepkiler
Prof. Dr. İsmail Barış, 14 ve 16 Nisan tarihlerinde, yani 48 saatlik bir süre içinde iki farklı okulda şiddet olaylarının yaşandığını hatırlattı. İçişleri Bakanlığı’nın her iki olay için de ‘bireysel hadise’ açıklaması yaptığını ve terör bağlantısı olmadığını belirttiğini aktaran Barış, soruşturmaların devam ettiğini ifade etti. Bu süreçte, Kahramanmaraş’ta eğitime iki gün ara verildiği bilgisini paylaşarak, olayların eğitim hayatı üzerindeki ani etkisine işaret etti.
Barış’ın üzerinde durduğu en kritik noktalardan biri, faillerin evde bulunan silahlara kolayca erişebilmesi oldu. Bu durumu ‘ciddi bir güvenlik zafiyeti’ olarak nitelendiren akademisyen, evinde silah bulundurma hakkına sahip yetişkinlerin bu silahları, özellikle çocukların ulaşamayacağı çelik kasalar gibi güvenli alanlarda muhafaza etmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu basit ancak hayati önlemin atlanmasının, trajik sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.
Sistemik Çözümler: Kriz Hattı ve Fiziki Güvenlik
Bireysel tedbirlerin yeterli olmayacağını belirten Prof. Dr. Barış, acilen devreye sokulması gereken sistematik mekanizmalar önerdi. İlk olarak, sosyal medyadaki tehditler ve akran ihbarları için 7/24 kesintisiz hizmet veren bir kriz hattının kurulması çağrısında bulundu. Ayrıca, okullar ve toplu yaşam alanları için acil eylem sistemlerinin oluşturulması gerektiğini söyledi.
Fiziki güvenlik önlemlerinin de etkinleştirilmesi gerektiğini ifade eden Barış, okullara her türlü silahla girişi engelleyecek mekanizmaların kurulmasının elzem olduğunu kaydetti. Bu önlemlerin, yalnızca caydırıcılık sağlamakla kalmayıp, olası riskleri en aza indirmek için tasarlanmış kapsamlı bir güvenlik şemsiyesinin parçası olması gerektiğini belirtti.
Okul Sosyal Hizmet Birimleri ve Erken Tespitin Önemi
Prof. Dr. İsmail Barış’ın en güçlü vurgusu, psikososyal risk taşıyan öğrencilerin erken tespiti üzerine oldu. Bu amaçla, tüm okullarda okul sosyal hizmet birimlerinin kurulması ve gerekli altyapının oluşturulması gerektiğini savundu. Bu birimlerde, meslek elemanı olan sosyal çalışmacıların ivedilikle görevlendirilmesi çağrısı yaptı.
“Bu birim, her okulda tam zamanlı sosyal çalışmacılar ve psikolojik danışmanlar vasıtasıyla çocukların tamamını bireysel, ailesel, çevresel ve psikolojik yönden izleyerek okul içi akran zorbalığından tutun da her türlü şiddeti engelleme ve asgari düzeye indirmeye çalışmalıdır.”
Barış’a göre, bu izleme mekanizması, sorunlar daha büyümeden müdahale şansı tanıyarak, önleyici bir rol üstlenebilir.
Sosyal Çalışmacıların Kritik Rolü ve Yasal Zemin İhtiyacı
Yaşanan iki olayın, okul sosyal hizmetinin bir zorunluluk olduğunu net bir şekilde gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Barış, sosyal çalışmacıların benzersiz yetkinliklerine dikkat çekti. Bu profesyonellerin, ev ziyaretleri yaparak aile içindeki silah varlığını, şiddet öyküsünü ve ruh sağlığı sorunlarını tespit edebilecek en yetkin meslek grubu olduğunu vurguladı.
Akran zorbalığı ve dışlanma gibi riskleri erken fark edip müdahale planları hazırlayabileceklerini belirten Barış, sosyal çalışmacıların ‘ikincil önleme programları’ ile şiddeti kaynağında önleyebileceğini ifade etti. Son olarak, TBMM’de planlanan Araştırma Komisyonu’nun hızla çalışmaya başlaması, okul sosyal hizmetinin yasal zemine kavuşturulması ve her okula kadro tahsis edilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, şiddeti özendiren dijital platformların etkin denetiminin de şart olduğunu ekledi.
Prof. Dr. İsmail Barış, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta hayatını kaybedenler için milletçe yasta olduklarını ifade ederek, hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına ve millete sabır diledi. Eğitim kurumlarının en güvenli mekanlar olabilmesi için toplumun her kesiminin azami gayret göstermesi gerektiğini vurgulayarak, açıklamalarını tamamladı. Bu çağrılar, yaşanan acı olayların tekrarlanmaması için atılması gereken adımların bir yol haritasını sunuyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı