Küresel bankacılık sektörü, yapay zeka yatırımlarını hızla artırırken, bu teknolojiyi güvenilir bir şekilde hayata geçirebilen kurumların oranı oldukça düşük. SAS ve IDC iş birliğiyle hazırlanan Veri ve Yapay Zeka Etki Raporu: Güven Esası‘na göre, bankaların yalnızca %11‘i hem yüksek iç güven hem de kanıtlanmış güvenilirlik seviyesine ulaşmış durumda. Üstelik her iki bankadan biri, kendi yapay zeka hazırlık seviyesini olduğundan daha yüksek değerlendiriyor.
Yatırımlar Artıyor Ama Temeller Kırılgan
Bankacılık sektörü, yapay zeka harcamalarında diğer sektörleri geride bırakıyor. Araştırmaya katılan bankaların %60‘ı, yapay zeka bütçelerinde %4 ile %20 arasında bir büyüme bekliyor. Ancak bu yatırımlar, güvenilir yapay zeka için gerekli olan yönetişim ve altyapı ile desteklenmiyor. Veri siloları bankaların %19‘unda hâlâ varlığını sürdürüyor; bu oran araştırmadaki en yüksek seviye. Ayrıca bankaların %45‘i etkin veri yönetişiminden, %41‘i ise merkezi veri altyapısından yoksun. Yetenek açığı da önemli bir sorun: Kurumların %42‘si uzmanlaşmış yapay zeka yetkinliklerinde eksiklik yaşıyor.
Bu yapısal zayıflıklar, bankaları ciddi risklerle karşı karşıya bırakıyor. Tek bir model hatası, ağır düzenleyici cezalara veya müşteri güveninin bir gecede kaybolmasına yol açabilir. IDC Yapay Zeka ve Otomasyon Bölümü Araştırma Direktörü Kathy Lange, “Bankacılık sektörü yapay zekanın potansiyelini anlıyor, ancak anlamak ile uygulamak aynı şey değil. Güçlü veri mimarileri, yönetişim çerçeveleri ve yetkin insan kaynağı olmadan bankalar, yatırım getirisi sağlayamayan projelere kaynak ayırma riskiyle karşı karşıya kalır” uyarısında bulundu.
Güven İkilemi ve Sektörün Durumu
Araştırma, bankaların %47‘sinin IDC’nin “güven ikilemi” olarak tanımladığı bir noktada olduğunu ortaya koyuyor. Bu kurumlar ya güven eksikliği nedeniyle güvenilir yapay zekayı yeterince kullanamıyor ya da doğrulanmamış sistemlere aşırı bağımlı hale geliyor. SAS Risk, Dolandırıcılık ve Uyum Çözümlerinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Stu Bradley, konuyla ilgili şunları söyledi: “Güvenilir yapay zeka söz konusu olduğunda bankacılık, bu çalışmadaki tüm sektörlerin önünde yer alıyor. Buna rağmen çoğu bankanın temel hazırlık seviyesi olması gereken noktanın oldukça gerisinde kalıyor.”
Bankaların yaklaşık dörtte biri (%23) IDC’nin Güvenilir Yapay Zeka Endeksi’nde en yüksek seviyede yer alıyor. Ancak bu avantajlara rağmen, kurumların büyük çoğunluğu raporun “ideal durum” olarak tanımladığı “yüksek iç güven ve kanıtlanmış güvenilirlik” kombinasyonunun çok uzağında kalıyor.
Yapay Zekada Gerçek Değer: Maliyet Değil, İnovasyon
Rapor, yapay zekanın bankacılıktaki temel değerinin maliyet azaltımı olduğu yönündeki yaygın varsayımı sorguluyor. Bankacılık sektörü, yapay zekadan elde edilen değerin ana kaynağı olarak süreç verimliliği yerine ürün ve hizmet inovasyonunu önceliklendiren tek sektör olarak öne çıkıyor. Yatırım getirisi verileri de bu yaklaşımı destekliyor: Yapay zekayı müşteri deneyimini iyileştirmek için kullanan kurumlar, yapılan her 1 dolarlık yatırım karşılığında 1,83 dolar ile en yüksek getiriyi elde ediyor. Pazar payını artırmaya odaklananlar 1,74 dolar ile ikinci sırada yer alırken, maliyet tasarrufuna odaklananların getirisi 1,54 dolar ile en düşük seviyede kalıyor.
Ayrıca güvenilir yapay zekayı önceliklendiren kurumların, yapay zeka yatırımlarından elde ettikleri toplam getiriyi iki katına çıkarma olasılığı %60 daha yüksek. Bankalar aynı zamanda ajan tabanlı yapay zeka (agentic AI) konusunda diğer sektörlere göre daha kararlı adımlar atıyor. Kurumların yaklaşık üçte biri, daha otonom sistemleri desteklemek için güvenilir yapay zeka yatırımlarını artırmayı planlıyor.
SAS Global Finansal Hizmetler Direktörü Alex Kwiatkowski ise şunları söyledi: “Düzenleyici kurumlar ve müşteriler süreci yakından takip ediyor. Şu anda bankaların neredeyse yarısı ya doğrulanmamış yapay zekalar kullanıyor ya da onayladıkları teknolojileri hayata geçirmekte tereddüt ediyor. Hiçbir banka bu rekabetçi rekabette geri planda kalan oyuncu olmak istemez.”
Önümüzdeki dönemde bankaların, yapay zeka hedefleri ile hazırlık seviyesi arasındaki boşluğu kapatmak için yönetişim, veri altyapısı ve yetenek geliştirme alanlarında somut adımlar atması bekleniyor. Aksi takdirde, artan yatırımların getirisi sınırlı kalacak ve güven temeli zedelenmeye devam edecek.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı