TEMA Vakfı: İklim Krizi Artık Sadece Çevre Değil, Adalet Meselesi

TEMA Vakfı: İklim Krizi Artık Sadece Çevre Değil, Adalet Meselesi

İklim krizi, yalnızca çevresel bir tehdit değil; aynı zamanda derin bir toplumsal adalet sorunu olarak karşımıza çıkıyor. TEMA Vakfı, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yaptığı açıklamada, fosil yakıtlardan hızla çıkılması, ormanların ve tarım alanlarının madencilik baskısından korunması ve adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesi için acil çağrıda bulundu. Vakıf, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) bu yılki #İklimİçinŞimdi çağrısına atıfla, kararlı adımların artık ertelenemeyeceğini vurguluyor.

Krizin Yükü En Ağır, En Az Sorumlu Olanlara

İklim krizinin etkileri derinleştikçe, en ağır bedeli bu krize en az katkıda bulunan topluluklar ödüyor. Dünya Eşitsizlik Raporu’na göre, küresel nüfusun en zengin yüzde 1’i, sera gazı emisyonlarının yüzde 41’inden sorumlu. Buna karşılık, en yoksul yüzde 50’nin payı yalnızca yüzde 3 seviyesinde. Oxfam’ın 2026 yılında yayımladığı bir araştırma ise, dünyanın en zengin yüzde 1’inin, 1,5 derece hedefiyle uyumlu yıllık karbon bütçesini yılın ilk günlerinde tükettiğini ortaya koyuyor. Kuraklık, seller, aşırı hava olayları ve ekosistem kayıpları; yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan topluluklardan üretim gücünü kaybeden çiftçilere kadar milyonlarca insanı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle, iklim politikalarının yalnızca emisyonları azaltmayı değil, aynı zamanda iklim adaletini sağlamayı da hedeflemesi gerekiyor.

Kömürden Çıkış: Kritik Bir Adım

Bilimsel çalışmalar, küresel sıcaklık artışını sınırlandırabilmek için fosil yakıtlardan uzaklaşmanın şart olduğunu gösteriyor. Özellikle kömür, enerji sektörü kaynaklı sera gazı emisyonlarının en büyük kaynaklarından biri olmaya devam ediyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, kömürden çıkışın iklim mücadelesinde temel bir adım olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Sera gazı emisyonlarının önemli bölümünden sorumlu olan kömürden çıkış, iklim krizine karşı mücadelenin temel adımlarından biridir. Ancak ekolojik etkiler gözetilmeden, yaşam alanları korunmadan ve yerel halkın katılımı sağlanmadan yürütülen enerji yatırımları; yeni çevresel ve toplumsal sorunlar yaratma riski taşıyor. Bu nedenle dönüşüm, yalnızca santrallerin kapatılmasıyla sınırlı kalmamalı; kömür bölgelerinde yaşayan işçileri, yerel ekonomileri ve toplulukları koruyan bütüncül bir adil geçiş politikasıyla desteklenmelidir.”

Doğayı Korumadan İklimle Mücadele Mümkün Değil

İklim politikalarının doğal varlıkların korunmasıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Ataç, son yıllarda madencilik faaliyetleri ve mevzuat değişiklikleri nedeniyle ormanlar, tarım alanları, su varlıkları ve önemli doğa alanları üzerindeki baskının arttığını belirtti. 2025 yılında kabul edilen Torba Yasa ile bu risklerin daha da derinleştiğini ifade etti. Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde yaşananlar, iklim hedefleri ile fosil yakıt politikaları arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor. Kömürlü termik santrallere yakıt sağlamak amacıyla yürütülen madencilik faaliyetleri için orman alanlarının kesilmek istenmesi, doğal varlıkların fosil yakıtlar uğruna nasıl baskı altına alındığının somut bir örneği. TEMA Vakfı’nın 2020-2022 yılları arasında yayımladığı haritalama çalışmalarına göre, 29 ilde toprakların yüzde 67’si IV. Grup madenlere ruhsatlandırılmış durumda. Ataç, bu endişe verici tablo karşısında şu uyarıda bulundu: “Ormanlar, tarım alanları ve önemli doğa alanları üzerindeki bu baskı, karbon yutaklarının devamlılığı, su döngüsünün sürdürülmesi ve iklim krizine karşı dayanıklılığın artırılmasında kritik rol oynayan ekosistemleri tehdit ediyor. Bu nedenle doğayı korumadan iklim krizini durdurmak mümkün değil.”

COP31 Süreci ve Türkiye’nin Rolü

Dünya Çevre Günü’nde yapılan #İklimİçinŞimdi çağrısının somut politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Deniz Ataç, Türkiye’nin yıl sonunda ev sahipliği yapacağı COP31 sürecine dikkat çekti. Bu sürecin iklim politikalarına yönelik tartışmaların yoğunlaşacağı önemli bir dönem olduğunu belirten Ataç, karar alıcıları bilim temelli, adil ve doğa dostu politikaları hızla hayata geçirmeye çağırdı. Ataç, “İklim krizi yalnızca doğayı değil; yaşam hakkını, üretimi, su varlıklarını ve toplumsal adaleti de tehdit ediyor. Bu nedenle atılması gereken adımlar daha fazla ertelenemez. Türkiye’nin kömürden çıkış ve adil geçiş konusunda somut adımlar atması, aynı zamanda ormanları, tarım alanlarını, su varlıklarını ve yaşam alanlarını koruyan politikaları güçlendirmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

İlgili Haberler

Depozito Sistemi İçin Kayıtlar Başladı: İşletmeler İçin Son Tarih 1 Temmuz 2026

haberci

Mobilya İhracat Fiyatı 6 Dolar Hedefiyle Ezber Bozan Tasarım Yarışması Başlıyor

haberci

BDDK, Finansal Raporlama Standartlarını Genişletti: Kalkınma ve Yatırım Bankaları da Kapsama Dahil

haberci
Yükleniyor....

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası