20-21 Haziran 2026’da gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) kısa bir süre kala, milyonlarca aday ve ailesi kaygıyla baş etmeye çalışıyor. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu süreçte öğrencilerin sonuç odaklı değil, süreç odaklı düşünmesi gerektiğini vurguluyor. Peki, sınav stresini nasıl yönetebiliriz? İşte uzmanından altın değerinde tavsiyeler.
Süreç Odaklı Düşünme: Kaygıyı Azaltmanın Anahtarı
Prof. Dr. Tarhan, adayların en büyük hatasının sonuca kilitlenmek olduğunu belirtiyor. “Sonuç odaklı düşünmek, ‘Geçti mi, kaldı mı?’ gibi sorularla kişinin kontrol edemediği alanlara odaklanmasına yol açar ve stresi artırır” diyor. Bunun yerine, öğrencilerin kontrol edebilecekleri alanlara yönelmeleri öneriliyor: “Kaç saat çalıştım, kaç soru çözdüm?” gibi somut verilere odaklanmak, kaynak yönetimi mantığıyla hareket etmeyi sağlar. Ayrıca, gençlerin geçmiş başarılarını hatırlaması da özgüveni pekiştirir. “Daha önce deneme sınavında başardın, yine başarabilirsin” mesajı motivasyonu artırır.
Tarhan, sınav kaygısını tamamen olumsuz bir durum olarak görmemek gerektiğini de ekliyor. “Ölçülü stres, dikkati ve öğrenme gücünü artırır, motivasyonu olumlu etkiler. Sıfır stres ise gamsızlığa yol açar” diyen uzman, stresi yenmek yerine stres yönetimi kavramını benimsemek gerektiğini vurguluyor. “Stres, bisiklet kullanmaya benzer; dengeyi bulursanız sizi hedefe götürür, yönetemezseniz yıkıma sürükler.”
Büyük Hedefler Kaygıyı Tetikliyor
Adayların sık yaptığı bir diğer hata da “İlk 10 bine gireceğim” gibi iddialı hedefler koymak. Prof. Dr. Tarhan, bu tür hedeflerin sonuç odaklı düşünceden kaynaklandığını ve kaygıyı artırdığını söylüyor. “Genç, ‘Ya giremezsem?’ diye düşünmeye başlıyor ve panik yapıyor” diyen Tarhan, bunun yerine esnek hedefler koymayı öneriyor: “Ben elimden gelenin en iyisini yapacağım, ama kaçıncı olacağımı bilemem. İnşallah 10 bine girerim, olmazsa 50 bine girerim” gibi bir yaklaşım, kaygıyı azaltıyor. Ayrıca, geçmiş başarılı deneme sınavlarını hatırlamak da özgüveni tazeliyor.
Tarhan, sınavın hayatın sonu olmadığını, bir araç olduğunu hatırlatıyor. “Sınav bir amaç değil, araçtır. Hayatta her zaman alternatif yollar ve yeni fırsatlar vardır” diyen uzman, kontrol edilebilen ve edilemeyen alanları ayırt etmenin önemine dikkat çekiyor. “Doğru bir ayrım yapmak için zihin ve zekâyı kullanmak gerekir. Bu şekilde sınav stresini yönetmek çok kolaylaşır.”
Fiziksel Belirtiler ve Aile Desteği
Kaygının fizyolojik belirtileri arasında karın ağrısı, mide bulantısı, terleme, uyku ve iştah bozuklukları sayılabilir. Prof. Dr. Tarhan, bu belirtilerin az miktarda olmasının normal olduğunu, önemli olanın stresi yönetmek olduğunu vurguluyor. Bu noktada aile desteği kritik rol oynuyor. “Anne ve babalar, çocuklarına ‘Sen elinden geleni yaptın, sonuç ne olursa kabul edeceğiz’ mesajı vermeli” diyen Tarhan, kaygılı ebeveynlerin çocuklarının da daha kaygılı olduğunu belirtiyor.
Sınav anında kaygıyı azaltmak için 3 adımlı nefes egzersizi öneriliyor: “1-2 deyip derin nefes alın, 3-4 diye tutun, 5-6-7-8 diye yavaşça verin. Bunu 5-6 kez tekrarlayın ve gözlerinizi kapatarak rahatladığınız bir ortamı hayal edin.” Ayrıca, zor sorularla inatlaşmamak gerektiğini söyleyen Tarhan, stratejik davranarak zamanı verimli kullanmanın önemini vurguluyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı